KDV’den istisna olan teslim ve hizmetlerde tevkifat söz konusu olmaz... Fatura düzenleme ve amortisman ayırma sınırı 2017 yılı için 900-TL'dir ... İndirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade taleplerinde iade konusu yapılamayacak kısım 2017 yılı için 21.400-TL.dir ... Gelir Vergisinden istisna kıdem tazminatı tavanı 01.01.2017-30.06.2017 döneminde 4.426,16-TL.dir ... Hizmet süresi ne olursa olsun 18 yaşından küçük 50 yaşından büyük işçilerin yıllık izin hakları 20 gündür...
TMS/TFRS   |   SPK Mevzuatı   |   Vergi Mevzuatı   |   SGK Mevzuatı 
Ayni Sermaye Harca Tabi mi Değil mi?
Ali Kürşat Erbaş
17.07.2013

Bazen aynı vergi kanununun içerisinde öyle maddeler yer alıyor ki mükellefler ne yapacağını, nasıl hareket edeceğini bilemiyor.

Örneğin; Vergi Usul Kanununun 321’inci maddesinde amortismanların direkt veya endirekt yöntemle kaydedilmesi mükellefin seçimine bırakılmıştır. Yani, mükellef dilerse amortismanları, hesaplarda ayrıca gösterilmek şartıyla ilgili bulundukları değerlerden doğrudan doğruya indirebilir veya pasifte ayrı bir karşılık hesabında (birikmiş amortismanlar hesabı) toplayabilir.

Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ve Tek Düzen Hesap Planına Göre ise, her dönem ayrılan amortismanların birikmiş tutarları bilançoda ayrıca gösterilmelidir ve bunun için Birikmiş Amortismanlar hesabı kullanılmalıdır. Yani MSUGT ve TDHP direkt yönteme izin vermemektedir.

Gelelim Vergi Usul Kanununun 353’ncü maddesine; altıncı bendi şöyle diyor: “bu Kanuna göre belirlenen muhasebe standartlarına, tek düzen hesap planına ve mali tablolara ilişkin usul ve esaslara… uymayanlara özel usulsüzlük cezası kesilir.” Ceza tutarı az da değil 4.300.-TL. Mükellef amortisman kaydında direkt yöntemi uygulamakla VUK’a uygun davranmış ancak TDHP’ye uymamış oluyor.

Bir başka örnek ve bu yazının başlığında yer alan sorun Harçlar Kanununda karşımıza çıkmakta. Aslında sorunun temelinde Harçlar Kanununda yer alan iki ayrı madde yatıyor. 

Kanunun 57’ nci maddesinde; “Tapu ve kadastro işlemlerinden bu kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanlar, tapu ve kadastro harçlarına tabidir” hükmü yer almaktadır. (4) sayılı tarifenin 20/b maddesinde ise, gayrimenkullerin, irtifak haklarının ve gayrimenkul mükellefiyetinin sermaye şirketlerine sermaye olarak konulmasında ticaret mahkemesince tayin olunan değer üzerinden devir alan için ve gayrimenkul devir hallerinde devir eden için binde 20 oranında Tapu ve Kadastro Harcının ödeneceği belirtilmiştir.

Yukarıdaki düzenleme açık, ancak bir de Kanunun 123’ üncü maddesine bakalım: Özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmaz denildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında; “Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev'i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler bu Kanunda yazılı harçlardan müstesnadır” hükmüne yer verilmiştir.

Yani şimdi bir anonim veya limited şirkete ayni sermaye olarak gayrimenkul konulduğunda harç var mı, yok mu? 57’nci madde var, 123’üncü madde yok diyor.

Tapu müdürlükleri genelde 57’nci maddeyi uygulama arzusunda olmasına rağmen sorunu Maliye Bakanlığı özelgelerle aşmaya çalışmakta ve gayrimenkullerin sermaye şirketlerine ayni sermaye olarak konulmasının harca tabi olmadığı yönünde görüşler vermektedir. 

Madem ki Mali İdarenin görüşü harç alınmaması yönündedir, o halde gerek mükellefler, gerek tapu müdürlükleri, gerekse kendisi için zaman kaybı ve iş yüküne neden olan bu sorunu özelgelerle değil de en azından bir tebliğ düzenlemesi ile çözüme kavuşturmasında yarar vardır.