KDV’den istisna olan teslim ve hizmetlerde tevkifat söz konusu olmaz... Fatura düzenleme ve amortisman ayırma sınırı 2017 yılı için 900-TL'dir ... İndirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade taleplerinde iade konusu yapılamayacak kısım 2017 yılı için 21.400-TL.dir ... Gelir Vergisinden istisna kıdem tazminatı tavanı 01.07.2017-31.12.2017 döneminde 4.732,48-TL.dir ... Hizmet süresi ne olursa olsun 18 yaşından küçük 50 yaşından büyük işçilerin yıllık izin hakları 20 gündür...
TMS/TFRS   |   SPK Mevzuatı   |   Vergi Mevzuatı   |   SGK Mevzuatı 
Denetim Olmadan Standartlaşma Olmaz
Ali Kürşat Erbaş
24.11.2012

Üniversite yıllarım, dersteyiz, konumuz Anayasa, kürsüde kır saçlı, çakır gözlü, çatık kaşlı, tok sesli Hocamız…Değil fısıldaşmak, başımızı bile çeviremiyoruz ne sağa ne sola, soluksuz dinliyoruz kendisini. Birden tüm cesaretimi toplayıp söz istedim ve “madem ki gereğini yerine getiremiyorlar neden koymuşlar o hükümleri Anayasa’ya, hiç mi hesap edememişler” dedim. Kısa bir sessizlikten sonra Hocamız devam etti kaldığı yerden. Birkaç gün sonra Beyazıt kampüsünü çevreleyen duvarların çevresini Sahaflar Çarşısına gitmek üzere adımlarken birisi girdi koluma, çevirdim başımı Hocamızdı, “gel Kürşat biraz sohbet edelim seninle” dedi ve ardından konuşmasına şu sözlerle başladı; “Elbette biz Anayasa’yı hazırlarken…”   O an hayatımın en zor anlarından biriydi ve o hoca, hocaların hocası Prof. Dr. Turan YAZGAN’dı. Bugün, bir öğretmenler gününde, o büyük insanı ebediyete uğurladık. Ruhu şad olsun… 

Muhasebe Standartları bundan 18 yıl önce uygulamaya konulmuş… 

Bilindiği üzere, UFRS/TFRS ticari kârın tespitine yönelik düzenlemeler içermektedir. Muhasebe standartları mali kârın tespitiyle ilgilenmez. Tıpkı Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerinde olduğu gibi. MSUGT’ne göre ticari kâr bulunduktan sonra, muhasebe dışı işlemler yapmak suretiyle mali kârın tespit edilmesi gerekmektedir. 

Bakalım ne diyor 1 Seri No’lu MSUGT; 

a) Muhasebe politikalarındaki değişiklikler geçmişe dönük olarak uygulanmalı ve hatalar geriye dönük olarak düzeltilmelidir. 

Tıpkı MSUGT’nde olduğu gibi TMS 8 No’lu Standarda göre de birkaç istisna dışında muhasebe politikaları geçmişe dönük uygulanmalıdır ve hatalar geriye dönük düzeltilmelidir. 

b) MSUGT’ne göre amortismanların ayrılması zorunludur. 

MSUGT’ye göre, duran varlıklar için amortisman ayrılması zorunludur. MSUGT, amortismanların ayrılmasında iktisadi kıymetlerin kullanılabilecekleri süreyi esas almıştır ve bu sürenin hesaplanmasını işletmelere bırakmıştır. Tıpkı muhasebe standartlarında olduğu gibi. Oysa VUK’a göre ihtiyari olan amortisman uygulamasında, Maliye Bakanlığının tespit edeceği faydalı ömürler esas alınmaktadır. 

c) Stoklar gerçeğe uygun değerleri ile gösterilmelidir. Değeri düşen mallar için karşılık ayrılmalıdır. 

TMS 2 – Stoklar Standardı da aynı düzenlemeyi içermektedir. TMS 2’ye göre, stoklar maliyet ve net gerçekleşebilir değerin (gerçeğe uygun değer) düşük olanı ile değerlenir. Oysa, VUK'un 274. maddesine göre satın alınan veya imal edilen emtia maliyet bedeliyle değerlenir. Sadece iki halde maliyet bedeli yerine emsal bedel uygulanır. Emtianın değerinde % 10 veya daha fazla düşüklük oluşmuşsa veya yangın, deprem ve su basması gibi nedenlerle iktisadi kıymetlerinde önemli ölçüde düşme varsa. 

d) MSUGT’ne göre yeniden değerleme yapılması gerekmektedir. Varlıklardaki değer düşüklüğü için karşılık ayırmak zorunludur.

TMS 16, 36 ve 38 No’lu Standartlar da varlıkların değerlemesinde benzer düzenlemeler içermektedir. Oysa, VUK’un mükerrer 298. maddesinde yapılan değişiklik ile, 01.01.2004 tarihinden itibaren, amortismana tabi iktisadi kıymetlerde yeniden değerleme uygulamasına enflasyon düzeltmesi ile son verilmiştir. 

e) MSUGT’ne göre bazı durumlarda geçmiş yıllara ilişkin mali tablolar yeniden düzenlenebilir.

 Tıpkı TMS 10 – Bilanço Tarihinden Sonraki Olaylar Standardında olduğu gibi, MSUGT’ne göre de “bütün kâr ve zararlardan, önceki dönemlerin mali tablolarında düzeltme yapılmasını gerektirecek büyüklük ve niteliktekiler dışında kalanlar, dönemin gelir tablosunda gösterilmelidir.” Oysa VUK’a göre böyle bir uygulama söz konusu değildir.

 f) MSUGT'ne göre muhtemel zararlar için karşılıkların ayrılması zorunludur. 

MSUGT’nde yer alan ihtiyatlılık kavramı ile vergi mevzuatına aykırı olarak, işletmelere muhtemel giderleri ve zararları için karşılık ayırma zorunluluğu getirilmiştir. Ancak karşılıklar, işletmenin kârını keyfi bir şekilde azaltmak veya bir döneme ait kârı diğer döneme aktarmak amacıyla kullanılmamalıdır.

MSUGT’nde şarta bağlı durumlarda şartın gerçekleşme ihtimali kuvvetliyse gider yazılacağını, fakat şartın gerçekleşme ihtimali kuvvetli olsa bile gelir yazılmayacağı belirtilmiştir. Tıpkı TMS 37 No’lu Standartta yer aldığı gibi. Oysa vergi mevzuatı uyarınca şarta bağlı alacaklar ve borçlar hiçbir şekilde gider veya gelir yazılmaz. Çünkü gelir veya gider şart gerçekleşmediği sürece tahakkuk etmemiştir.

Yine  MSUGT’nde ödeme vadesi geçmiş bu nedenle vadesi birkaç defa uzatılmış alacaklar için ve hatta perakende satış yöntemine göre hesaplanan tutar üzerinden karşılık ayrılabileceği belirtilmiş iken, VUK’a göre 323’ncü maddedeki şartların oluşmadığı alacaklar için karşılık ayrılması söz konusu değildir. Benzer değerlendirme kıdem tazminatı karşılığı için de yapılabilir. MSUGT ve TMS’ye göre kıdem tazminatı karşılığının ayrılması zorunlu iken vergi mevzuatı bu karşılığı kabul etmemektedir. 

Yukarıdaki örnekler çoğaltılabilir. Görüleceği üzere, MSUGT Türkiye Muhasebe Standartları ile birçok konuda uyum içinde olmasına rağmen, yürürlükteki vergi mevzuatından temelde ayrıldıkları birçok husus bulunmaktadır. Bir başka deyişle, MSUGT ile vergi mevzuatı arasında da TMS 12 No’lu Standartta tanımlanan geçici farklar oluşmaktadır.

Peki, yukarıda ifade edildiği gibi, MSUGT’ne göre ticari kâr bulunduktan sonra, muhasebe dışı işlemler yapmak suretiyle mali kârın tespit edilmesi gerekmekte iken, neden MSUGT’nin zorunlu tuttuğu uygulamalar bile görmezden gelindi? Aslında 18 yıl önce muhasebe standartlarını yürürlüğe koymuşuz ama işimize geldiği gibi uygulamışız. Kimsenin MSUGT’ne uygun raporlama yapılsın diye bir talebi olmamış çünkü. VUK’a göre raporlama yapılması yeterli görülmüş. Çünkü, işletmelerin vergi mevzuatının istediği şekilde raporlama yapıp yapmadığı (beyanname verip vermediği) denetlenmekte. Ancak MSUGT’ne uygun raporlama yapılıp yapılmadığını denetleyecek bir müessese yok.

Ülkemizdeki en ciddi ve en yoğun denetim, yüzdesi tek haneli rakamlarla ifade edilse bile, vergi denetimidir. Vergi denetimi mükellefler tarafından ödenmesi gereken verginin doğruluğunu araştırır. Sonuçları itibariyle ticari hayatı düzenleyici etkileri de vardır ancak bu tamamen dolaylı bir etkidir. Vergi denetimi böyle bir misyonu üstlenmez.

O halde işletmelerin hazırladıkları finansal tabloların doğru, anlaşılır, güvenilir, ihtiyaca uygun ve karşılaştırılabilir olmasını sağlamak için yalnızca bu amaca yoğunlaşan bir denetim mekanizmasına ihtiyaç vardır: Bağımsız denetim. Aksi halde ticari hayata bir düzen gelmesi, işletmelerin kredibilitesinin artması ve yatırım için cazip hale gelmesi, uluslararası uygulamalarla entegrasyon, Basel 2’nin uygulamaya konulması v.s. gerçekçi hedefler olmaktan uzak kalacak.

Kimler yapacak bağımsız denetimi? Tartışılması bile anlamsız. Elbette mali müşavirler. Belirli bir yıl mesleki kıdem şartı da aranmamalı. 10-15 yıl serbest muhasebeci mali müşavirlik yapmış, belirli bir müşteri portföyü oluşturmuş meslek mensubuna “sen o portföyü bırak bağımsız denetçi ol” demek ne kadar doğru bir uygulama olur? Mesleki stajdan sonra meslek mensubu tarafından seçeneklerden biri seçilmeli.