KDV’den istisna olan teslim ve hizmetlerde tevkifat söz konusu olmaz... Fatura düzenleme ve amortisman ayırma sınırı 2017 yılı için 900-TL'dir ... İndirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade taleplerinde iade konusu yapılamayacak kısım 2017 yılı için 21.400-TL.dir ... Gelir Vergisinden istisna kıdem tazminatı tavanı 01.07.2017-31.12.2017 döneminde 4.732,48-TL.dir ... Hizmet süresi ne olursa olsun 18 yaşından küçük 50 yaşından büyük işçilerin yıllık izin hakları 20 gündür...
TMS/TFRS   |   SPK Mevzuatı   |   Vergi Mevzuatı   |   SGK Mevzuatı 
Muhasebe | Vergi |  SGK |  Denetim |  Meslek Mevzuatı |  TTK |  TMS/TFRS |  Borçlar Kanunu |  Hepsi
Gelir Vergisi Mükellefi olan bir mükellefimiz 25.07.2003 tarihi itibariyle X bir şirketle 2022 yılına kadar geçerli olan , 20 yıllık intifa hakkı sözleşmesi yapmış ve tutarını da o yıl peşin olarak tahsil etmiştir. Mükellefimiz yapmış olduğu 20 yıllık intifa hakkı sözleşmesinden doğan geliri, ilgili her yılı Gelir Vergisi beyannamesin de G.M.S.İ. olarak göstermiş bulunmaktadır. İlgili firmamızın 2011 yılı gelir vergisi beyannamesinde vergi iadesi alacağı doğmuş olup konuyu bir dilekçe ile de vergi dairesine bildirmiştir. Vergi dairesinin ilgili dilekçeye verdiği cevaben’’ bizim bildirmiş olduğumuz vergi iadesinden doğan alacağımızla ilgili karşı tarafın bildirimde bulunmadığından dolayı bir uyumsuzluk tespit ettiği ve tekrardan kayıtlarımızı kontrol etmemizi istemiştir. İlgili firmayla bu konuyla ilgili görüşülmüş tarafımızdan intifa hakkından doğan gelirimizi her yıl G.M.S.İ. altında beyan ettiğimizi ancak onların intifa hakkıyla ilgili beyanname nazarında herhangi bir bildiriminde bulunmamaları sebebiyle vergi dairesinin uyumsuzluk tespit ettiği bilgisi verilmiştir. Karşı taraf ise’’ bu durumun intifa hakkı olması kira sözleşmesi hüviyeti olmamasından dolayı bunla ilgili stopaj ödemelerinin olmadığı belirtmiştir. Soru1) karşı tarafın intifa hakkı sözleşmesinden doğan tutarın stopajını beyan etmeyip ödememe hakkı var mıdır?. Soru2) 2010 yılında Enerji Piyasası Rekabet kurulu kararıyla yürürlüğe giren kanunla intifa hakkı sözleşme süreleri 5 yıl ile sınırlandırılmıştır dolayısıyla bizim x firma ile 2003 yılında 20 yıllık süre ile yaptığımız intifa hakkı sözleşmemiz iptal edilmesi mi gerekmektedir?.(yeni bir intifa hakkı sözleşmesi mi düzenlemesi gerek?)İlgili kanun maddesi yürürlüğe girmeden önce her yıl gelir vergisi beyannamesin de bildirimi yapılan daha önce bedeli peşin tahsil edilen intifa hakkı tutarı 2010 yılı gelir vergisi beyannamemizde 2010 yılından sonraki 20 yıllık süreye tekabül eden tutarların bildirimi de defaten 2010 yılı beyannamemizde de gösterilme mecburiyeti var mıdır?.. Bilgi vermenizi rica ediyorum. İyi Çalışmalar.

Değerli üyemiz;

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 70’inci maddesinin 4’üncü bendine göre, gayrimenkul olarak tescil edilen hakların kiraya verilmesinden elde edilen gelirler gayrimenkul sermaye iradıdır. İntifa hakkı da gayrimenkul olarak tescil edilen haklardandır. Ancak söz konusu mal ve haklar ticari veya zirai bir işletmeye dahil bulunduğu takdirde, bunların iratlarının ticari veya zirai kazancın tespitine müteallik hükümlere göre hesaplanması gerekmektedir. Aynı Kanunun 72’nci maddesinin dördüncü fıkrasında da; gelecek yıllara ait olup peşin tahsil olunan kiraların, ilgili bulundukları yılların hasılatı sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun 94’üncü maddesinin birinci fıkrasının 5/a bendine göre ise, 70’inci maddede yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığında, birinci fıkrada sayılan kişi ve kurumlar tarafından yapılan ödemelerden, % 20 tevkifat yapılması gerekmektedir. Kanun söz konusu ödemeler üzerinden tevkifat yapılmasını zorunlu tutmuştur. Kira geliri elde eden açısından, tevkifata tabi tutulan gayrimenkul sermaye iradının ilgili yıllara isabet eden kira bedellerinin brüt tutarlarının yıllık beyanname ile beyan edilip edilmeyeceği Gelir Vergisi Kanununun 86’ncı maddesi çerçevesinde değerlendirilmelidir.

252 Seri Nolu Gelir Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde, yıllık beyanname ile beyan edilen gelir veya kurum kazancı üzerinden hesaplanan vergiden yıl içinde tevkif yoluyla kesilen vergiler mahsup edilebileceği, mahsup işleminin yapılabilmesi için, tevkif yoluyla kesilen verginin beyannameye dahil edilen gelir veya kazanca ilişkin olması gerektiği belirtilmiştir. Yine aynı Genel Tebliğe göre, iade talebinin yerine getirilmesi için tevkif yoluyla kesilen vergilerin, ilgili vergi dairesine ödenmiş olması gerekmektedir. Yukarıda yer alan açıklamalardan hareketle, intifa hakkını kiralayan şirket tarafından ödemenin yapıldığı dönemde, kira bedelinin brüt tutarı üzerinden tevkifat yapılarak vergi dairesine ödenmemesi nedeniyle, firmanızın hesaplanan vergiden mahsup hakkı bulunmakla birlikte, iadesi talep edilebilecek bir tutar bulunmamaktadır.

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanununun 5'nci maddesine istinaden, Rekabet Kurumu tarafından yayımlanan 2002/2 Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyet Tebliği hükümleri çerçevesinde, 18 Eylül 2010 tarihinden sonra taraflar arasında mevcut olan ''rekabet yasağına dayalı iktisadi ilişki''nin her iki tarafın da rızası olmaksızın herhangi bir sebeple uzatılmaya zorlanması halinde, 4054 sayılı Kanun çerçevesinde işlem tesis edilecektir. Bu kapsamda, 18 Eylül 2010 tarihinden itibaren sözleşmelerin yenilenmesi ve sözleşmelerde belirlenen sürenin beş yıldan fazla olmaması gerekmektedir. İyi çalışmalar dileriz,

MizanTurk Ekibi