KDV’den istisna olan teslim ve hizmetlerde tevkifat söz konusu olmaz... Fatura düzenleme ve amortisman ayırma sınırı 2017 yılı için 900-TL'dir ... İndirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade taleplerinde iade konusu yapılamayacak kısım 2017 yılı için 21.400-TL.dir ... Gelir Vergisinden istisna kıdem tazminatı tavanı 01.01.2017-30.06.2017 döneminde 4.426,16-TL.dir ... Hizmet süresi ne olursa olsun 18 yaşından küçük 50 yaşından büyük işçilerin yıllık izin hakları 20 gündür...
TMS/TFRS   |   SPK Mevzuatı   |   Vergi Mevzuatı   |   SGK Mevzuatı 
KDV Tevkifatı Ortak Silahımız Olsa...
YMM Omer Bataroglu
16.12.2013

KDV tevkifatının daha doğru kullanımıyla, KDV uygulamasındaki risklerin çok büyük bir bölümü ortadan kaldırılabilir. Yetki ve sorumluluk dengeleri korunarak, haksız mağduriyetlerin önüne geçilebilir. 

a) KDV Tevkifatı Mükellef Lehine de Uygulanmalıdır

Bazı mal ve hizmet teslimlerinde KDV’nin tevkifat usulüyle tahsil edilerek kısmen veya tamamen garanti altına alınması, sadece Maliye’ye hizmet eden bir fikrin projesidir. Son toplu düzenlemede dahi muhasebe denetim sektörünün tevkifat talebi reddedilmiştir. Maliye, sadece KDV’nin kendisine ulaşmamasından endişe ettiği, özellikle hizmet sektörlerine tevkifat getirmektedir. Bu sistemin vatandaşa da yarar sağlayacak hale getirilmesi gerekir. 

Örneğin, nihai tüketici olmayan işletme ve kurumlara düzenli ve devamlı hizmet veren mali müşavir, muhasebeci, yeminli mali müşavir, denetçi, danışman ve hukuk müşavirlerinin hizmetleri için tahsil edip edilmediğine bakılmaksızın yaptıkları tahsilatı sürekli olarak Maliye Bakanlığına ulaştırma yükümlülüğü ağır bir finans sorunu üretmektedir. Her ay 1.000-TL den 20.000-TL’ye kadar KDV’nin devlet için tahsil edilip devlete aktarılması ağır bir iştir.

Ayrıca, her kademe teslim ve beyan yükümlülüğü, sistemde bir miktar KDV kaybı ihtimalini bünyesinde barındırır. Muhasebe sektöründe bile KDV’nin eksik veya geç beyan edilmesi ve hatta belge kullanımı hallerine bile şahit olunmuştur. Tevkifat usulünün uygulanmasıyla, KDV bir kademe önce daha yüksek bir tahsil yüzdesiyle Maliye’ye intikal ederek Maliye’ye de faydalı olacaktır. KDV sebebiyle periyodik olarak kesilmesi ihmal edilen fatura nizamı da intizama girecektir. (Halen ücret tahsil etmekte zorlanan meslektaşların bir kısmı fatura kesimini tahsil tarihine kadar ertelemektedirler. Bu konudaki ikinci ve son Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurul Kararı olumsuz yönde oluşsa bile. Danıştay’ın işi meslektaşın ödemesi mi?) 

Tevkifat yapılması talep edilen tüm sektörler incelenmeli, indirim sistemine zarar vermeyecek tüm mal ve hizmet alımları KDV’sinin tevkifat usulüyle verginin Maliye’ye ulaştırılması sağlanmalıdır. Hizmet sektörü (nihai tüketiciler dışında) için 7/10  ile 9/10 oranları arasında sabit ve tek bir oranla KDV tevkifatı yapılmasının uygun olacağı kanaatindeyim.(1)

b) Mükellefe İhtiyari Tevkifat Yetkisi Verilmelidir

Müteselsil sorumluluk uygulamasının getirdiği bir hukukun sonucu olarak mal ve hizmet alımına taraf olanların her ikisi de KDV’nin Maliyeye ödenmesinden ortaklaşa sorumludurlar. Bu sorumluluk,  Mükellefe iade olarak ödeyeceği KDV’nin vaktiyle sıhhatli bir şekilde kendisine ödenip ödenmediğinden endişe eden Maliye için bir dayanak haline gelmiştir. Bu sorumluluğa dayanarak mal ve hizmeti tedarik edenin kendisine ulaştırmadığı KDV’yi, yetkisiz ve masum alıcı tarafına ortak sıfatıyla yüklemektedir. Mükellefin aynı KDV’yi ikinci kere ödemesine sebebiyet veren bu haksız uygulama, 25 yıldır en kesin ve keskin haliyle sürdürülmektedir. Yumuşama alametleri de görülmemektedir. 

Tedarikçiye ödediği KDV’nin Maliye’ye ulaşmasını izlemekte eli kolu bağlı durumdaki mükellefe bir yetki verilmesi sorumluluğun ve hakkaniyetin gereğidir. Devletin kendi parasal riskleri için sıklıkla uyguladığı KDV tevkifatının mükelleflere tanınacak yetkiyle gerektiğinde kullanılabilmesiyle risk taşıyan ve güvenilmeyen tedarikçilere yapılan KDV ödemelerinin hem Maliye’ye ulaşması bir kademe öncesinde sağlıkla yerine gelecek, iadeyi hak eden mükellefler de bu tür sıkıntıları yaşamayacaklardır.

Müteselsil sorumluluk adıyla uygulanan hukuksuzluğa devam edilecekse, en azından alış verişe taraf olanların aralarında güven ilişkisi doğuncaya kadar KDV sorumluluğunda tarafları güven altına alacak işlemler yapmalarına fırsat verilmelidir. Tedarikçisine KDV ödeyene Tevkifat yapabilme yetkisi verilseydi, tekstilciler fasonculara ve malzemecilere bir kuruş KDV ödemezdi. Mükellef de rahat eder, Maliye de zarardan kurtulur.

Neredeyse, İade KDV, 2 no.lu Tevkifat KDV ‘ye eşitlenir. Bir dilekçeyle işler çözülür. Tevkifat yetkisi verilirse, işte o zaman müteselsil sorumluluğa haklı zemin doğar. Yetkisini kullanmayan taraflar hatasının bedelini öder. Özellikle ilk alışverişlerde sıklıkla karşılaştığımız “bu nasıl bir mükellef?”, “faturası sağlam mı?”, “sorun yaşar mıyız?” gibi soruların da önü alınmış olur. Bugünkü haliyle, birbirleri hakkında sorgulama, inceleme yapma veya bloke etme gibi yetkileri olmadan KDV’den sorumlu tutulan mükellefler, elleri kolları bağlanarak dövülen adamlar gibidirler. 

İhtiyari tevkifat uygulamasıyla Maliye bir taşla iki kuş vuracak, hem her iki tarafı da tatmin ederek piyasayı rahatlayacak hem de KDV'sine kısa sürede kavuşacaktır. Tevkifat dönem ve rakamlarında birbiriyle uyumluluğu kontrol edilebilecek bir sistemin hâlihazırda Bakanlık bünyesinde var olduğu malumdur. Tarafların KDV tevkifatı konusunda birlikte karar vereceklerini de hesaba katmalıyız. %100’e kadar serbest oranla uygulanmasını önerdiğimiz İhtiyari KDV Tevkifatı hizmetler başta olmak üzere sektör bazında uygulanmaya başlanarak nihai tüketim dışındaki her sahaya yayılmalıdır. 

c) Tevkifattan Doğan Müteselsil Sorumluluk Muafiyeti Daraltılmamalıdır.

Halen KDV iadesi işlemlerinde %50 tevkifat yapılmış bir hizmet alımında bile, örneğin alt fasoncunun belge kullanımıyla KDV’sini ödemediğinde kalan %50 de masum alıcıya yüklenmekte ve iadesinden kesinti yapılmaktadır. 

1996 yılında 51 no.lu tebliğ ile düzenlenen, tevkifat yapanların müteselsil sorumluluktan tamamen muaf oldukları yönündeki uygulama, 2012 yılında 117 no.lu tebliğle vergi konularında usul ve ESAS düzenleme yetkisini haiz Maliye tarafından mükellef aleyhine (her zamanki gibi) değiştirilmiştir.(2)

Buna göre tevkifat oranı ne olursa olsun alıcının sorumluluktan muafiyeti ödediği tevkifat rakamı kadar olacak, tedarikçiye ödenen KDV kadar sorumluluk ve dolayısıyla mağduriyet devam edecektir.

Tevkifatın mantığına tamamen ters olarak getirilen yeni yorumla mükellefin mağduriyeti devam etmektedir. Bir olayda Haksız müteselsil sorumluluktan kurtulmaya %66’lık tevkifat oranı dahi yeterli olmamıştır. Hangi tevkifat oranı mükellefi müteselsil sorumluluktan kurtaracaktır (%100).

Yukarıda önerdiğimiz tevkifat usulünün sağlıklı işlemesi için müteselsil sorumluluğun kapsamının suni olarak genişletilmesine yönelik katı devletçi yaklaşımdan vazgeçilmelidir. Maliyenin devreden KDV’yi bile ödemekle mükellef iken, iade hakkını kazanmış mükelleflere abartılı şekilde katı davranabilmesini anlamakta zorlanmaktayız.

Sonuç

Sadece Maliyenin parasal risklerini karşılamak amacıyla uygulanan KDV tevkifatının, çok yönlü uygulamalarla daha verimli ve etkili işlevler yüklenebilecek bir yapıya dönüştürülebileceği gözden kaçırılmamalıdır.

KDV tevkifatı, mükellef lehine de uygulanabilir bir yapıya dönüştürülmeli, mükellef katılımı sağlanmalıdır. İhtiyari tevkifat uygulaması, bütün hukuksuzluğuna rağmen 25 yıldır uygulanan müteselsil sorumluluğun da acısını neredeyse tamamen ortadan kaldırabilecektir. Tevkifat külfetinin kazanımlarına sınırlamalar getirilmemelidir. Nihai tüketiciye hizmet vermeyen meslek mensuplarının Maliyeye zorlukla ve faiz yükleriyle taşıdıkları vergiler, hizmeti alanlar tarafından daha hızlı ve kolayca Maliyeye ulaştırılabilir. Hizmet sektörünün belge rejimi düzene kavuşabilir. 

1985’li yılların sosyal ve ekonomik yapısıyla özdeşleşen bir düşüncenin eseri olarak 20 yıl kadar tozlu raflarda beklemiş on kadar KDV taslağının memurlar tarafından harmanlanmasıyla ortaya çıkan ve memurlarca da olabilecek en sert şekilde uygulanan KDV rejimimizle, etkinlik ve adalet açısından muz cumhuriyetleri hariç Dünyanın en geri kalmış ülkesiyiz. Adaletsiz KDV kanunumuz Büyükşehirlerimizin merkezleri dışında hükümsüzdür. Oysa Bulgaristan da bile Devreden KDV’ler aylık ödenmeye başlamış…

Ömer Bataroğlu
Yeminli Mali Müşavir 

 

(1) “Bu sektöre getirilen tevkifat uygulamasının daha basitleştirilerek bütün sektörlere de uygulanmasının vergi kaçırılmasını önemli bir şekilde önleyeceği bir gerçektir.” YMM Mehmet TİMUR, Eski TÜRMOB Başkanı http://archive.ismmmo.org.tr/docs/malicozum/51MaliCozum/08 - 51 MEHMET TЭMUR.doc

(2) 51 nolu KDV tebliği  10.01.1996      (Eski Hali)

“C _ MÜTESELSİL SORUMLULUK

Katma Değer Vergisi Genel Tebliğlerinde müteselsil sorumluluk ile ilgili olarak yer alan hükümler, bu tebliğe göre vergi tevkifatı uygulayan mükelleflerin tevkifat uyguladıkları işlemler bakımından yürürlükten kaldırılmıştır.

Buna göre; yaptırdıkları fason işler veya hurda metal alımları dolayısıyla katma değer vergisi tevkifatı uygulayanlar, tevkifat tutarını beyan edip ödemiş olmaları şartıyla, bu işlemlerle ilgili olarak önceki safhalarda ortaya çıkan verginin hazineye intikal etmiş olması nedeniyle müteselsil sorumluluk uygulaması ile muhatap tutulmayacaklardır. Tebliğ olunur.”

117 nolu KDV Tebliği   14.04.2012        (Yeni Hali)

“6.2. Müteselsil Sorumluluk

Tevkifata tabi alımları dolayısıyla KDV tevkifatı uygulayanlar, tevkifat tutarını beyan edip ödemiş olmaları şartıyla, tevkif edilen vergi ile sınırlı olmak üzere bu işlemlerle ilgili olarak önceki safhalarda ortaya çıkan verginin Hazineye intikal etmemiş olması nedeniyle müteselsil sorumluluk uygulaması ile muhatap tutulmayacaklardır.”

Dipnot: KDV Manifestosu’nun tamamı www.denetim.com/makale.htm linkindedir.

Etiketler : KDV     tevkifat     sorumluluk     adil vergileme     manifesto