KDV’den istisna olan teslim ve hizmetlerde tevkifat söz konusu olmaz... Fatura düzenleme ve amortisman ayırma sınırı 2017 yılı için 900-TL'dir ... İndirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade taleplerinde iade konusu yapılamayacak kısım 2017 yılı için 21.400-TL.dir ... Gelir Vergisinden istisna kıdem tazminatı tavanı 01.01.2017-30.06.2017 döneminde 4.426,16-TL.dir ... Hizmet süresi ne olursa olsun 18 yaşından küçük 50 yaşından büyük işçilerin yıllık izin hakları 20 gündür...
TMS/TFRS   |   SPK Mevzuatı   |   Vergi Mevzuatı   |   SGK Mevzuatı 
Ortaçağda Muhasebe Dönemi
15.06.2015

Bugünkü yapı içerisinde kullanmış olduğumuz “çift taraflı kayıt sisteminin” oluşumu bu döneme rastlamaktadır. Aslında çift taraflı kayıt sisteminin temeli geçmiş dönemdeki Yunan ve Roma İmparatorluklarına dayanmaktadır.

Ancak, çift taraflı sistem olarak adının konulmasında da Venedik İtalya’sında birçok faktörün etkisi vardır. Özellikle bu dönemde İtalya’da özel mülkiyet, kapitalizm, aritmetik uygulamalar ve ticari faaliyetlerin gelişmişlik düzeyi sistemin adının konulmasında önemli etkenlerdendir (Alexder, 2009:2)

Ayrıca bu sistemi anlatan ilk kitabın rahip ve matematikçi olan Luca PACIOLO tarafından yazılmış olmasıdır.’’Summa de Arithmetica,Geometria, Proportioni et Proportionalita’’eserinde çift taraflı kayıt sistemini anlatmıştır (Meydan Larosse).Aslında özü itibariyle matemetik eseridir ancak kitabın son bölümlerinde muhasebe uygulamalarını basit,  sade ve konuları bölerek anlatmıştır (Güvemli, 2007:11).

Ancak Luca PACIOLO kitabında, sistemin çok daha önceleri Venedik’te kullanıldığı ama adının koyulmadığını ifade etmektedir. Nitekim Luca PACIOLO’nun bizzat kendisi, kitabından 200 yıl önce çift taraflı kayıtlamanın uygulandığını söylemiş ve Venedikli diğer bir Papaz olan Angelo SENİZO, Luca PACIOLO’den (1450) yıl önce çift taraflı kayıtlama ile ilgili bir kitap yazmıştır(Örten ve diğerleri,2011:36)

Çift taraflı kayıt sisteminin gelişmesine etki eden diğer önemli faktör ise 1642 yılında Fransız Pascal tarafından hesap makinesinin bulunmasıdır. Bu buluş sayesinde toplama, çıkarma işlemleri geliştirilerek muhasebe defterleri daha kullanışlı hale gelmiştir.

Bu dönemdeki diğer önemli gelişmede 1673 yılında Fransa’da yayınlanan Colbert Kararnamesidir. Aslında bir nev’i Ticaret Kanunu niteliğinde olan bu kararname ile defterlerin tasdik edilmesi, mahkemede delil olarak nitelik kazanması, her tüccarın yılda iki kez bilanço düzenlemesine dair hükümler yer almaktadır. Bu döneme bakıldığında aslında muhasebenin hukuki anlamda nitelik kazandığı, hukuk ile bağlantılarının pekiştiği gözlemlenmektedir.

Ondokuzuncu Yüzyıldan Günümüze

 Muhasebe süreçleri tepkisel olarak herhangi bir zamandaki iş gereklerine göre yapılanırlar ve gelişmeleri genellikle ekonomik ilerlemelere uygun olur (Limeng,2011:181) Nitekim İlk çağlarda sadece bir kayıt düzeni, ortaçağda çift taraflı defter tutma düzeni taşıyan muhasebe uygulamaları XVIIII. yüzyıl ve bu yüzyılda başlayan Sanayi Devrimiyle birlikte hızlı bir şekilde gelişme göstermiştir (Yücel,1982:225).

1920’lerde başlayan hızlı ekonomik gelişmeler, Uluslararası ekonomik ilişkilerin artması, teknolojideki günden güne meydana gelen ilerlemeler, II. Dünya savaşı ve onu izleyen savaşlar gibi farklı unsurların muhasebenin gelişmesine etkileri olmuştur (Peker,1983:5).Yakınçağ döneminde muhasebenin bir kayıt tutma düzeninden başka ayrıca mali tabloların analizi ve bu analiz sonuçlarının yorumlanması, geleceğe dönük planlarda kullanılması bu dönemdeki önemli gelişmelerdir.

Nitekim 1897 yılında Newyork’ta yayınlanan “Corporation Finance” isimli kitapta, bilançonun aktif ve pasifteki gelişmeleri incelenerek fon akış tablosunun ilk örnekleri gerçekleşmiştir. Ayrıca bu dönemde Sanayi devrimine bağlı olarak maliyet muhasebesi ve amortisman kavramlarındaki gelişmelerde söz konusu olmuştur. Günün ihtiyaçlarına bağlı olarak Safha Maliyet Sistemi (1850), FİFO değerleme yöntemleri (1900) diğer gelişmeler arasında yer almaktadır.

Bu çağda özellikle teknoloji alanındaki gelişmelere paralel olarak muhasebe alanında İstatiksel Metodlama, Bütçeleme, Planlama, Stok Devir Hızları, Karlılık Analizleri, Faaliyet Tabanlı Maliyetleme Sistemleri gibi muhasebe alanındaki gelişmeleri çoğaltabiliriz.

Sonuç

İnsanlığın varoluş tarihi kadar eski olan muhasebe toplumsal yapının ihtiyaç ve beklentilerine paralel olarak günümüze kadar gelmiştir. İlk çağlardaki dönemlerde sadece basit bir kayıt tutma düzeni olarak ortaya çıkan muhasebe uygulamaları günümüzün teknolojik gelişmelerine, pazar koşullarına, ihtiyaçlara, kapitalizm, yapılan savaşlar son olarak da Sanayi Devrimi ve adını burada sayamadığımız diğer birçok etkenden dolayı sadece bir kayıt tutma düzeninden daha farklı boyutlara taşınmış ve de farklı amaçlar doğrultusunda kullanılmaktadır. Nitekim artık tutulan kayıtların sonuçları doğrultusunda ortaya çıkan mali tablolar firmalar açısından geleceğin planlanması, bütçelerin yapılması, mali tahlil amaçları doğrultusunda kullanılmaktadır. Geleceğin beklentilerine ve ihtiyaçlarına paralel olarak muhasebede kendine düşen işlevi yerine getirecektir.