KDV’den istisna olan teslim ve hizmetlerde tevkifat söz konusu olmaz... Fatura düzenleme ve amortisman ayırma sınırı 2017 yılı için 900-TL'dir ... İndirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade taleplerinde iade konusu yapılamayacak kısım 2017 yılı için 21.400-TL.dir ... Gelir Vergisinden istisna kıdem tazminatı tavanı 01.01.2017-30.06.2017 döneminde 4.426,16-TL.dir ... Hizmet süresi ne olursa olsun 18 yaşından küçük 50 yaşından büyük işçilerin yıllık izin hakları 20 gündür...
TMS/TFRS   |   SPK Mevzuatı   |   Vergi Mevzuatı   |   SGK Mevzuatı 
Osmanlı Devleti’nde Bankacılık
Özkan ve Mercimekçi
22.04.2014


Tarihten günümüze bankacılık sektörünün gelişimine bakıldığında; bankacılık faaliyetlerinin ülkelerin ekonomik yapılarıyla paralellik arz ettiği görülmektedir. Bunun en belirgin örneklerinden biri olarak 623 yıllık Osmanlı İmparatorluğu’nu göstermek mümkündür. Dağılma dönemi olarak kabul edilen 1792-1922 yılları dışında hükümet ve halk tarafından bankacılık faaliyetlerine ihtiyaç duyulmadığı gibi yabancı bankalar tarafından da Osmanlı Devleti büyük bir pazar olarak görülmemiştir.

Bunun nedeninin İmparatorluk Hazinesinin yükselme döneminde kaynak ihtiyacı duymaması olduğu söylenebilir. Ancak Osmanlı Devleti’nin duraklama dönemine girmesi ile birlikte artan savaş giderlerinin Hazine’ye büyük bir yük getirmesi sonucunda ekonomik yapı bozulmuş ve finansman sorunu gündeme gelmiştir. Bu sebeplerden dolayı borç bulma arayışına giren hükümetler ülkeye yabancı sermayeli bankaların girişine izin vermiş ve Osmanlı Devleti, bankaların kredi iştahını kabartan büyük bir pazar haline gelmiştir.

Türk bankacılık sisteminin de köklerini oluşturan Osmanlı İmparatorluğu’nda bankacılığın ilk ortaya çıkışı, gelişimi, faaliyette bulunan bazı yerli ve yabancı bankalar ile uygulanan bankacılık faaliyetleri yazının ilerleyen bölümlerinde ele alınacaktır.

Tanzimat Dönemi’nde Bankacılık

1839 yılında yayımlanan Tanzimat Fermanı’na kadar Osmanlı İmparatorluğu’nda Bankacılık alanında faaliyet gösteren herhangi bir kurum veya kuruluşa rastlamak mümkün değildir. Bunun sebepleri arasında Osmanlı İmparatorluğu’nun, Avrupa’da gerçekleştirilen sanayi devriminden ve ekonomik gelişmelerden uzak kalması, basit ve kapalı bir ekonomik düzen içinde yer alması ve halkın bankacılık mesleğine askerlik veya idarecilik kadar itibar etmemesi gösterilebilir.

Öte yandan bankacılık işlemleri yönünden bakıldığında; senet alım-satımı yapan, üçüncü kişilerin paralarını işleten, hazineye ve saraya ödünç para veren, muhtelif cins paraları birbiriyle değiştiren, devlet adamları ve paşalara ait malların gelir bakımından yönetimini yapan ve vergilerin iltizamını alan kişilere “Sarraf” adı verilirdi.1 Sarraflara ait işyerlerinin genel itibariyla Galata civarında bulunması sebebiyle bu kişilere “Galata Sarrafları” veya “Galata Bankerleri” denilmekteydi.                     

Galata Bankerleri

Galata Bankerleri olarak bilinen kişilerin hepsi gayrimüslimdi. Bu kişilerin en önemli özellikleri ise dönemin Avrupa finans merkezleri olan Paris, Londra ve Viyana ile çok iyi ilişkilerinin bulunması ve borsa oyunlarında uzmanlaşmış kişiler olmalarıydı.2

Sürekli bütçe açığı veren Osmanlı Devleti, bu açıkları kapatmak için 1840 yılında ilk kağıt para olan kaime’yi çıkarmış, ancak dış ticaret açıklarının da etkisiyle birkaç yıl içinde kaimenin yabancı paralar karşısındaki değeri önemli ölçüde düşmüştü.3

Maliye idaresinin yetersiz ve başarısız çalışmaları kamu kredisi ihtiyacının doğmasına neden olurken, bunu karşılayacak hiçbir yerli kuruluşun mevcut olmayışı, devleti mecburen dışarıdan kredi teminine yönlendirmekteydi.4

Bu durum ise Osmanlı’yı finansman kaynağı ve dış borç bulma konularında Galata Bankerleri’ne mahkum etmişti. Buna istinaden 1845 yılında Osmanlı Hükümeti ile Galata Bankerlerinden en çok tanınmış olan ikisi (Theodor Baltazzi, Jacques Alleon) arasında bir sözleşme yapıldı.

Sözleşmeye göre Hükümet bu iki bankere yılda iki milyon kuruş verecek, bankerler de bunun karşılığında bir yıl süre ile 1 İngiliz Sterlini 110 kuruşa eşit olmak üzere Londra ve Paris üzerine poliçe keşide edeceklerdi.5 Böylece hem kambiyo istikrarı sağlanacak, hem de dış borçlar ile ekonomi rahatlatılacaktı. Nitekim 1847 yılına kadar bu politika başarıyla yürütüldü ve bu iki banker hükümetin de yardımı ile Osmanlı Devleti’ndeki ilk bankayı kurdu.

İstanbul Bankası (Banque de Constantinople) (Bank-ı Der Saadet)

Osmanlı İmparatorluğu’nda banka adı altında ilk kuruluş olan İstanbul Bankası, 1847 yılında Galata Bankerleri’nden İtalyan Theodor Baltazzi (Baltacı) ve Fransız Jacques Alleon tarafından Osmanlı Hükümeti ile yapılan sözleşmeye istinaden sermayesiz olarak kurulmuştur.

Bankanın kuruluş amacının, kaimenin değerinin korunması ve kambiyo istikrarının sağlanması olmasına rağmen bu iki bankerin ilk işlerinden biri Osmanlı Hükümeti’ne 130 milyon kuruşluk kısa vadeli borç vermek olmuştur.

Osmanlı’nın bu borcu ödeyememesi ile birlikte paranın değerindeki sürekli düşüşün önlenememesi İstanbul Bankası’nın sonunu hazırlamıştır. Beş yıl boyunca faaliyetini sürdüren banka, 1852 yılında kendini feshettiğinde piyasada 1 sterlin 110 kuruş iken, bankanın feshinden sonra 1 sterlin 139 kuruşa çıkmış ve kaimenin de değeri hızlı bir şekilde düşmeye devam etmiştir.

Yabancı Bankalar Dönemi

1854 yılına kadar dış borcu bulunmayan ender devletlerden birisi olan Osmanlı Devleti, Kırım Savaşı sırasında ilk dış borcunu Londra piyasasından temin etmiştir. Kırım Savaşı’nın, bütçe açıklarını ve dış borç stokunu daha da arttırdığı, yabancı sermayeli bankaların ülkeye daha fazla girmesine sebep olduğu söylenebilir.

Osmanlı Dönemi’nde Kurulan Yabancı Bankalar
 
Banka Adı
K. Yılı
Açıklama
Bank-ı Osmani (Ottoman Bank)
1856
1863 yılında Bankı-ı Osmani Şahane’ye katılmıştır.
İttihadı Mali (Union Financiére)
1859
Paranın dış değerini stabilize etmek için kurulmuştur.
Türkiye Bankası (La Banque de Turquie)
1860
1861 yılında faaliyetine son vermiştir.
Bank-ı Osmani-i Şahane
1863
2001 yılında Garanti Bankası’na devredilmiştir.
Şirket-i Umumiyye-i Osmani
1864
1893 yılında tasfiye edilmiştir.
Şirket-i Maliye-i Osmani
1866
Kuruluşundan kısa bir süre sonra Osmanlı Bankası’na devredilmiştir.
İtibarı Umumi-i Osmani Şirketi
1868
1899 yılında Osmanlı Bankası’na geçip tasfiye olmuştur.
Avusturya-Osmanlı Bankası
1871
1874 yılında Osmanlı Bankası ile birleşmiştir.
Avusturya-Türk Bankası
1872
1873 yılında tasfiye olmuştur.
İstanbul Bankası (The Bank of Constantinople)
1872
2. İstanbul Bankası, 1894 yılında Kambiyo ve Esham Şirketi Osmaniyesi’ne katılmıştır.
Kambiyo ve Esham Şirketi Osmaniyesi
1872
1899 yılında tasfiye edilmiştir.
Selanik Bankası
1888
1969’da Uluslararası Endüstri ve Ticaret Bankası adını almıştır.
Midilli Bankası
1891
1903 yılında tasfiye olmuştur.
Türkiye Milli Bankası
1909
İngiliz yatırımları için kurulmuş, 1913 yılında kapanmıştır.
İtibar-ı Mali Osmanlı Şirketi
1910
Fransız sermayesinin kontrolü altında kurulmuştur.
Türkiye Ticaret ve Sanayi Bankası
1910
1914 yılında tasfiye edilmiştir.
Osmanlı Ticaret Bankası
1910
Ermeniler tarafından kurulmuş, 1914 yılında tasfiye edilmiştir.
Şirketi Ticariyye Sınaiyye ve Maliyye
1913
Karma bir şirketti, sermayesinin %50’den fazlası yabancılarındı.
Kaynak: Öztin Akgüç, 100 Soruda Türkiye’de Bankacılık, Gerçek Yayınevi, İstanbul, 1989, s.105-106’dan yararlanılarak düzenlenmiştir.

*Tabloda belirtilen Bankaların tamamının kuruluş yeri İstanbul’dur.

1863 yılında, Memleket Sandıkları’nın kurulmasına kadar milli bankacılığa dair herhangi bir girişim olmaması Osmanlı Devleti’ni yabancı bankalara, dolayısıyla da dış borca mahkum etmiştir. Yabancı bankalar dönemi ise Bank-ı Osmanî, diğer adıyla Ottoman Bank’ın kuruluşu ile başlamaktadır.

Bank-ı Osmanî (Ottoman Bank): 1856

Merkezi Londra olan 500.000 Sterlin sermaye ile 1856 yılında kurulan Bank-ı Osmanî, Osmanlı Hükümeti için dış borç bulmada yabancı sermaye sahiplerine aracılık etmek amacıyla İngiltere Kraliçesi’nin emirnamesi ile kurulmuştur.

En büyük şubesini İstanbul’a açan banka, 1863 yılında özsermayesine Fransız sermayesinin de ilave edilmesiyle birlikte Bank-ı Osmani-i Şahane ismini almış, aynı zamanda merkezi de İstanbul olmuştur. 1875 yılında da Avusturya sermayesi ortak edilerek banka sermayesi 10 milyon Sterline çıkarılmıştır.

Osmanlı Devleti, Osmanlı Bankası’na istediği yerde şube açabilme, her türlü resim ve harç muafiyeti, tevdiat ve iskonto görevlerinin verilmesi gibi geniş ayrıcalıklar tanımış ve bir takım görevler vermiştir. Bunların en önemlisi ise Bankaya emisyon yetkisinin verilmiş olmasıdır.

"Osmanlı Bankası’nı İmparatorluk’ta faaliyet göstermiş diğer yabancı bankalardan ayıran en önemli özellik, bankaya 1863 Anlaşması ile para basma ayrıcalığının tanınmış olmasıdır.”6

Buna rağmen çıkarılan banknotların halk tarafından talep edilmemesi, benimsenmemesi ve halkın altına olan talebinin fazlalığı gibi nedenlerle Bankanın para arzı görevinde başarılı olduğunu söylemek mümkün değildir.

Bu kadar yetki ve ayrıcalığın yanında Osmanlı Devleti gelirlerini bu bankaya yatırmayı, ödemelerini ve borçlanmasını Osmanlı Bankası aracılığıyla yapmayı taahhüt etmiş, Bankaya devlet bütçesini denetleme yetkisi dahi vermiştir. Bunların karşılığında ise banka, hükümete teminat karşılığı kısa vadeli avans vermekle yükümlü tutulmuştur.7 Nitekim de Osmanlı Bankası’nın kuruluşundan sonra Osmanlı İmparatorluğu sağladığı dış borçların hemen hemen hepsini bu banka aracılığıyla sağlamıştır.8

Osmanlı Bankası, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki borçlanma bankacılığının temelini oluşturmakla beraber 1931 yılında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kurulana kadar devletin haznedarlık görevini yürütmüş, devletin resmi bankası olmuş, geniş bir şube ağına ulaşmış, İtibarı Umumi-i Osmani Şirketi, Avusturya-Osmanlı Bankası gibi bankaları bünyesine katmış ve son olarak da 2001 yılında ana hissedarı olan Garanti Bankası’na devrolmuştur.

Memleket ve Menafî Sandıkları

Osmanlı Devleti’nde bankacılık sektörüne hakim kesim yabancı kuruluşlar olarak gözükmekte ise de, ulusal bankalar ve kuruluşlar da göz ardı edilmemelidir. Ulusal bankacılığın kökenini ise Ziraat Bankası’nın da temelini oluşturan Memleket ve Menafî Sandıkları oluşturmaktadır.

Yabancı bankacılığa ilk ulusal tepki 1863 yılında Yugoslavya’ya bağlı Niş kenti Valisi Mithat Paşa tarafından Pirot kasabasında bir zirai kredi sandığı kurulması ile başlamıştır. Çiftçilerin kaynaklarıyla oluşturulan bu sandıklar 1867 yılında çıkarılan Memleket Sandıkları Kanunu ile ülkede yayılmaya başlamış, böylece ekonomik olarak zor durumda bulunan çiftçilere kolay ve düşük faizli kredi imkanı sağlamış; tefecilerin ve yabancı bankaların ağır kredi koşullarına karşı halkın yanında olmuşlardır.

Ancak ülke çapında yayılan bu sandıklarda ilerleyen yıllarda, yönetim bozuklukları, sermaye yetersizliği ve teminatsız kredilerin artması gibi sorunlar baş göstermiştir. Sandıkların sermayelerinin güçlendirilmesine yönelik 1883 yılında Hükümet tarafından aşar vergisi %10 oranında arttırılmış; buna da “Menafî Hisse”si denilmiştir.9

Buna istinaden Memleket Sandıkları, Menafî Sandığı adını almıştır. Ancak alınan tedbirlerin yetersiz kalması, ulusal ve resmi bir kuruma ihtiyaç duyulması; 1888 yılında İstanbul merkezli 10 milyon lira nominal sermayeli Ziraat Bankası’nın kurulmasını gerektirmiştir.

Milli Bankalar

Memleket Sandıkları ile başlayan Osmanlı Dönemi ulusal bankacılığı özellikle 1910 yılı sonrası birçok yerel bankanın kurulmasıyla hız kazanmıştır. Ancak bu bankaların hemen hemen hepsi sınırlı sermaye ve genellikle tek şube ile faaliyet gösterdiklerinden dönemin yabancı bankaları ile rekabet edememişler ve uzun ömürlü olamamışlardır.

Osmanlı Dönemi’nde Kurulan Milli Bankalar
 
Banka Adı
K. Yılı
Açıklama
Ziraat Bankası
1863
1937 yılında T.C Ziraat Bankası adını almış ve daha sonra merkezi Ankara’ya alınmıştır.
İstanbul Emniyet Sandığı
1868
1984 yılında T.C Ziraat Bankası ile birleşerek faaliyeti sona ermiştir.
İstanbul Bankası
1911
1930 yılında faaliyeti sona ermiştir.
Konya İktisad-i Milli Bankası
1911
1959 yılında faaliyeti sona ermiştir.
Adapazarı İslam Ticaret Bankası
1913
1919 yılında A.Ş şeklini almış ve1930 yılında Türk Ticaret Bankası ünvanını almıştır.
Emlak ve İkrazat Bankası
1914
1930 yılında faaliyeti sona ermiştir.
Asya Bankası
1914
1928 yılında feshedilmiştir.
Milli Aydın Bankası
1914
2002 yılında Denizbank’a devrolunmuştur.
Emval-i Gayrimenkule ve İkrazat Bankası
1915
1942 yılında faaliyeti sona ermiştir.
Karaman Milli Bankası
1915
1937 yılında faaliyeti sona ermiştir.
Kayseri Milli İktisat A.Ş.
1916
1937 yılında faaliyeti sona ermiştir.
Köy İktisat Bnakası
1916
1920’de Kayseri Çiftçiler Bankası adını almış ve faaliyeti sona ermiştir.
Akşehir Bankası
1916
1960 yılında faaliyeti sona ermiştir.
Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası
1917
1927 yılında Türkiye İş Bankası ile birleşmiştir.
Ticaret ve İtibar-ı Umumiye Bankası
1917
Faaliyetinin sona erdiği tarih belirlenememiştir.
Manisa Bağcılar Bankası
1917
Türkiye Bağcılar Bankası adını almış ve 1984 yılında tasfiye edilmiştir.
Milli İktisat Bankası
1918
1930’lu yıllarda tasfiye edilmiştir.
Türkiye Umumi Bankası
1918
Faaliyetinin sona erdiği tarih belirlenememiştir.
Konya Ahali Bankası
1918
Elektrik getirmek amacıyla kurulmuş, 1924’de bankaya çevrilmiş, 1945 yılında faaliyeti sona ermiştir.
İktisat Türk A.Ş.
1918
1933 yılında faaliyeti sona ermiştir.
Eskişehir Çiftçi Bankası
1918
1926 yılında faaliyeti sona ermiştir.
İtibar ve Ticaret Osmanlı A.Ş.
1918
1930’lu yıllarda faaliyeti sona ermiştir.
Adapazarı Emniyet Sandığı
1919
1971 yılında faaliyeti sona ermiştir.
Konya Türk Ticaret Bankası
1920
1943 yılında faaliyeti sona ermiştir.
Bor Zürra ve Ticaret Bankası
1922
1961 yılında faaliyeti sona ermiştir.
Dersaadet Küçük İkraz Sandığı
1923
Faaliyetinin sona erdiği tarih belirlenememiştir.
Kaynak: Öztin Akgüç, 100 Soruda Türkiye’de Bankacılık, Gerçek Yayınevi, İstanbul, 1989, s.78-79’dan yararlanılarak düzenlenmiştir.

Sonuç olarak; Osmanlı İmparatorluğu’nda bankacılık Tanzimat Fermanı’ndan sonra başlamış, bu da ilk olarak yabancı bankerler ve bankalar aracılığıyla uygulamaya konulmuş; batı ülkelerindeki gibi sanayi veya üretim sektörlerine kredi sağlanması amacı taşımamış; tamamıyla Hazine’nin borç bulma gereksiniminden kaynaklanmıştır.

Milli bankalar ise çiftçilerin ihtiyaçlarından ve yine onların kaynaklarından ortaya çıkmış, fakat yabancı bankaların çoktan elde ettikleri pazar payından dolayı umdukları kârı elde edememiş; sınırlı imkânları sebebiyle uzun ömürlü olamamışlardır. Buna rağmen günümüz Türk bankacılık sektörünün temellerini yine bu dönemde kurulan çeşitli bankaların ve sandıkların oluşturduğunu söylemek mümkündür. 

 

Kaynakça;

AKGÜÇ, Öztin; 100 Soruda Türkiye’de Bankacılık, Gerçek Yayınevi, İstanbul, 1989.

ARTUN, Tuncay; İşlevi, Gelişimi, Özellikleri ve Sorunlarıyla Türkiye’de Bankacılık, Tekin Yayınevi, İstanbul, 1983.

AYDEMİR, Namık; Dünden Bugüne Türkiye’de Bankacılık, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenler Sendikası, Ankara, 2004.

EKREN, Nazım; Ulusal Bankacılık ve Türkiye Örneği, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınevi, Ankara, 1986.

KAZGAN, Gülten; Tanzimat’tan 21. Yüzyıla Türkiye Ekonomisi: Birinci Küreselleşmeden İkinci Küreselleşmeye, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları,  İstanbul, 1999.

KAZGAN, Haydar; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türk Bankacılık Tarihi, Creative Yayıncılık ve Tanıtım Ltd. Şti., İstanbul, 1997.

KAZGAN, Haydar, Toktamış Ateş, Oğuz Tekin, Murat Koraltürk, Alkan Soykan, Nadir Eroğlu, Zeynep Kaban; Osmanlı’dan Günümüze Türk Finans Tarihi, Creative Yayıncılık ve Tanıtım Ltd. Şti., İstanbul, 1999.

KEPENEK, Yakup; Türkiye Ekonomisi, Verso Yayıncılık, Ankara, 1990.

TARLAN, Selim; Tarihte Bankacılık, Maliye ve Gümrük Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1986.

Türkiye Bankalar Birliği; 40. Yılında Türkiye Bankalar Birliği ve Türk Bankacılık Sistemi “1958-97” İstanbul: TBB Yayın No: 207, 1998.

YAZGAN, Teoman; Türkiye’de Bankacılığın Gelişimi, Baylan Basım ve Cilt Evi, Ankara, 1969.

ULUTAN, Burhan; Bankacılığın Tekâmülü, Ankara, 1957.

İnternet Kaynakları;

KAYA, Esra; “Finans Dünyasının Cambazları Geçmişten Günümüze Bankerler” http://www.dijimecmua.com/index.php?c=sw&v=313&s=1855&p=50, Ocak 2011.  

Türkiye Cumhuriyet Ziraat Bankası A.Ş; “Bankamızın Kuruluşu”, http://www.ziraat.com.tr/ default.asp?sayfa=tr/bankamiz/tanitim/tarihce.aspx&anagrup=bankamiz



1- Burhan Ulutan, Bankacılığın Tekâmülü, Ankara, 1957, s.137-138
2- Esra Kaya, “Finans Dünyasının Cambazları Geçmişten Günümüze Bankerler” http://www.dijimecmua.com /index.php?c=sw&v=313&s=1855&p=50, Ocak 2011, s.50 
3- TBB, 40. Yılında Türkiye Bankalar Birliği ve Türk Bankacılık Sistemi “1958-97”, TBB Yayınları, İstanbul, 1998, s.1
4- Selim Tarlan, Tarihte Bankacılık, Maliye ve Gümrük Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1986, s.62
5- Tuncay Artun, İşlevi, Gelişimi, Özellikleri ve Sorunlarıyla Türkiye’de Bankacılık, Tekin Yayınları, 1983, s.23
6- TBB, a.g.e., s.1
7- Öztin Akgüç, 100 Soruda Türkiye’de Bankacılık, Gerçek Yayınevi, İstanbul, 1989, s.115
8- Artun, a.g.e., s27
9- Namık Aydemir, Dünden Bugüne Türkiye’de Bankacılık, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenler Sendikası, Ankara, 2004, s.11