KDV’den istisna olan teslim ve hizmetlerde tevkifat söz konusu olmaz... Fatura düzenleme ve amortisman ayırma sınırı 2017 yılı için 900-TL'dir ... İndirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade taleplerinde iade konusu yapılamayacak kısım 2017 yılı için 21.400-TL.dir ... Gelir Vergisinden istisna kıdem tazminatı tavanı 01.01.2017-30.06.2017 döneminde 4.426,16-TL.dir ... Hizmet süresi ne olursa olsun 18 yaşından küçük 50 yaşından büyük işçilerin yıllık izin hakları 20 gündür...
TMS/TFRS   |   SPK Mevzuatı   |   Vergi Mevzuatı   |   SGK Mevzuatı 
Türkiye Ekonomisi Mali Aflara Bağımlı mı?
SMMM İsmail Tekbaş
17.06.2014

I. Giriş

Bu yazı ellerinde mükelleflere ait fatura ve evraklar ile kilometrelerce yol yürüyen muhasebeci çıraklarına ithafen yazılmıştır.

03 Haziran 2014 tarihinde Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’nun 30. Genel Kurulu’na katılan Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın vergi yapılandırılması ile ilgili açıklaması haber bültenleri tarafından kamuoyu ile “Cumhuriyet tarihinin en büyük mali ve vergi affı yolda”  söylemi ile paylaşıldı.

02 Haziran 2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi, Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri tarafından sunulan “Bazı Kamu Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlar ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”  Plan Bütçe Komisyonu’nda uzun zamandır beklenen torba kanun ile birleştirilerek görüşülmeye başlandı.

Bu yazıda; “af ve yapılandırma kavramları çelişkisi, dünyadaki vergi afları, Türkiye’de vergi afları ve Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisi ve beklenen af tasarısına ait belirgin düzenlemelere” genel anlamda değinilecektir.

II. Af ve Yapılandırma Kavramları Çelişkisi

Türk Dil Kurumu tarafından “af “ kelimesi “bir suçu, bir kusuru veya hatayı bağışlama” olarak, “yapılandırma” ise genel anlamda “oluşturmak, düzenlemek ve yapılı duruma getirmek” olarak tanımlanmaktadır.

Toplumumuz tarafından içeriği ne olursa olsun bu tür yasalar af olarak algılanmakta ve kamuoyunda büyük bir heyecan yaratmaktadır. İşin trajedi tarafı ise bu heyecanın en fazla iki veya üç taksit ödemesine kadar sürmesidir.

Yasayı çıkaran hükümetler ise tam tersi bunun bir af olmadığını, tahsilatların hızlandırılmasına yardımcı olunması amacıyla yapılan düzenlemeler olduğunu, ifade ve iddia etmektedirler.

Bilimsel yaklaşım ile yasa, ceza ve faizleri içeren vergisel yükümlülüklerden vazgeçilmesi hususunu kapsadığından af niteliğindedir. Diğer bir ifade ile mükellefler tarafından zamanında yerine getirilmeyen vergi sorumlulukları nedeniyle oluşan ceza ve faizlerden vazgeçildiğinden yapılandırmanın dışına çıkılarak af kapsamına girilmektedir.

Nitekim beklenen yasasının içeriğinde, “kurumlar vergisi mükelleflerinin 31.12.2013 tarihi itibarıyla bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ile ortaklardan alacakların vergi dairesine beyan edilerek kayıtların düzeltilmesi imkânının sağlanması”  ifadesi doğrudan bir af uygulamasıdır.

III. Dünyadaki Vergi Afları

Vergi afları sadece Türkiye’ye has olmayıp, dünyanın birçok, ülkesin de vergi ve diğer kamu alacaklarına dair af uygulamaları ile karşılaşmak mümkündür.  Vergi aflarını gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler açısından değerlendirildiğinde, gelişmekte olan ülkelerde af uygulamaları sık sık yapılmakta ve rutin bir uygulama haline geldiği gözlenmektedir. Genel bir bakış acısı ile gelişmekte olan ülkelerde af uygulamaları doğrudan bütçe açıkları ve siyasi çıkar güdüsü sonucu ortaya çıkmaktadır.        

Son otuz beş yılda Hindistan’da yedi Arjantin’de yirmi bir kez vergi affına başvurulmuştur. Burada başarı olarak, afların sayısı değil; afların etkinliği, kayıt dışı kişilerin kayıt içerisine alınması ve vergi gelirlerinde artış kıstas olarak alınmalıdır. 

Dünyada başarılı olarak nitelenen en önemli vergi afları İrlanda (1998) ve Kolombiya (1987) af uygulamalarına örnek olarak gösterilmektedir. Kolombiya’da 1987 yılında çıkartılan af uygulaması sonucunda, merkezi hükümetin bütçe açıklarının %54’ü karşılanmıştır.   

Asya Cumhuriyetlerindeki afların temel nedenleri arasında;   kayıt dışı ekonominin payını azaltmak, yatırım ve devletin gelirlerini artırmak gibi faktörler sayılmaktadır. Bu cumhuriyetler arasında örneğin Tacikistan’da 2003 vergi afları ile vergi gelirleri artarken, Kazakistan’da 2001 vergi afları sonucunda 3000 başvuru ile yine vergi gelirlerinde artışlar meydana gelmiştir. Ancak Kırgızistan 2007 vergi affının aynı etkileri ortaya koyduğu söylenememekle birlikte, aksine vergi affı ile ne vergi gelirleri artmış ne de kayıt dışı ekonomi ile mücadele edilebilmiştir.

Genel olarak değerlendirildiğinde af yasalarına dünyanın birçok ülkesinde karşılaşmak normal, ancak amaç, uygulama, başarı ve devamlılık anlamında farklılık göstermektedir.  

IV. Türkiye’de Vergi Afları ve Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkisi

Cumhuriyet tarihi boyunca çıkarılan vergi affı yasası otuz iki adettir. 2000 yılında günümüze kadar çıkarılan vergi affı yasası ise altı adettir. Geçmiş yıllar ile ilgili vergi aflarını incelediğimizde ülkemizde bir af geleneği oluşmuştur. Dönemler itibariyle çıkarılan vergi aflarının amaçları da farklılık göstermektedir. Afların çıkarılış nedenleri olarak gelir elde etmek, idari yargıdaki iş yükünü hafifletmek ya da ekonomik kriz dönemlerini atlatmak ve ekonomi canlandırmak olarak sayılabilir.

2011 tarihinde yürürlüğe giren, 6111 Sayılı yasada yapılan uzatmalar sonucunda yasa bilindiği gibi 30 Nisan 2014 tarihinde sona erdi. Yeni yasalaşacak olan vergi affı da 30 Nisan 2014 dönemi ve önceki dönemlere ilişkin kamu alacaklarını kapsadığından,  sonuç olarak karşımıza bir bakıma kesintisiz ve zincirleme bir aflar yasası çıkmaktadır.

Ülkemizde bu kadar sık kesintisiz ve zincirleme olarak af yasaların çıkarılmasının nedeni olarak, siyasi hamlelerin yanı sıra,  vergi denetimlerinin yetersiz olması, ekonomik kriz dönemleri ve bütçe açıklarının kapatılması kaygıları, ön plana çıkmaktadır.

Yıllar itibariyle incelenen mükellef sayılarına baktığımızda,  2011 yılında 16.267, 2012 yılında 46.845, 2013 yılında 71.352 mükellef incelenmiştir. İncelenen mükellef sayıları her yıl artmasına rağmen,  genel mükellef sayısının %5’ne denk gelmemektedir. Ve bu doğrultuda vergi afları devreye girmektedir. 

Vergi aflarının bütçeye etkisini inceleyecek olur isek, 2011 yılında çıkarılan 6111 sayılı yasadan dolayı bütçenin kasasına giren toplam tahsilat tutarı 22 milyar liradır.  Özellikle 2010 Ocak-Ağustos döneminde 14,4 milyar TL açık veren bütçe vergi affının etkisiyle 2011 Ocak-Ağustos döneminde 2,1 milyar TL fazla vermiştir. Bir önceki yıla göre vergi artışlarındaki oran %22,1 olarak gerçekleşmiştir.

2013 yılında çıkartılan, 6486 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (Varlık Barışı)  ile yurtdışında bulunan para, döviz, altın vb. değerlere ait beyan edilen tutar 69 milyar TL olup, Türkiye getirilip vergisi ödenen tutar 10 milyar TL’dir.

Ekonomik veriler göz önüne aldığımızda vergi ve mali aflarının hem bütçeye hem de cari açığa doğrudan pozitif etkisi reddedilemez. 

V. Beklenen Af Tasarısına Ait Belirgin Düzenlemeler

02 Haziran 2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan mali affı “Cumhuriyet tarihinin en büyük mali ve vergi mali affı” olarak belirtilse de, 2011 yılında yürürlüğe giren ve geniş bir mali af olan,  6111 sayılı yasada yer alan matrah artırımı, stok affı, uzlaşma aşamasındaki tarhiyatlar gibi bir çok düzenleme bu yasa tasarısı içerisinde yer almamaktadır.  Yasa teklifinin haziran sonuna, kadar yasalaşması düşünülmektedir.

Genel anlamda yasasının içeriği aşağıdaki gibidir:

- Vergi affı, kesinleştiği halde ödenmeyen vergi, resim, harç, trafik para cezaları, motorlu taşıtlar vergisi ve idari para cezaları olmak üzere on beşe aşkın vergi kalemini kapsamaktadır.

- 2014 yılına ilişkin olarak 30 Nisan 2014 tarihinden önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları, yine 30 Nisan 2014 dönemi ve önceki dönemlere ait 5510 kapsamında yer alan Sosyal Güvenlik Kurumu primleri alacakları, üzerinden tahakkuk eden gecikme zamlarından vazgeçilerek,  yeniden vergi asılları üzerinden TEFE/TÜFE’ye oranlarına göre aylık değişimler hesaplanarak 2 aylık dönemler halinde ödenmek suretiyle 18 taksitte yeniden yapılandırılacaktır.

- 31.12.2013 tarihi itibariyle bilançolarda görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve işletmenin esas faaliyetleri konusu dışındaki işlemler dolayısıyla ortaklardan alacakları kanun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar beyan edilip, %3 oranında vergi ödenerek düzeltilebilmelerine imkân sağlanmıştır.   

Yasanın en belirgin uygulamaları yukarıdaki gibi olup, yasalaşma sürecinde de uygulamanın genişletilmesi veya yeni düzenlemeler yapılması mümkün olabilmektedir. Hatta yasa teklifi meclis komisyonunda daha yeni görüşülmesine rağmen, dağıtılmayan karlar, emlak vergileri gibi bir çok düzenlemenin yasa içerisine dahil edileceği hakkında söylemler konuşulmaya başladın bile…   

VI. Sonuç

Son dönemlerde çıkarılan mali aflarının ekonomiye ve bütçeye katkısı kesinlikle tartışılmaz.

Konuyu genel olarak değerlendirdiğimizde;  bu uygulamaların af mı yoksa yapılandırma olduğu, vergisini zamanında ödeyen mükellefin cezalandırılıp cezalandırılmadığı, vergi aflarının rutin veya alışkanlık haline gelip gelmediği sorularının yanına bizce bütçenin vergi aflarına bağımlı hale gelip gelmediği sorusu da eklenmelidir.

Makalenin sözü;  “İnsanın temel niteliği, tahmin edilemez oluşudur.”  L. Althusser

Hoşça Kalın…

SMMM İsmail TEKBAŞ
Gaziantep SMMMO Meslek İçi Eğitim ve Mevzuat Komisyonu Üyesi

Kaynakça;

Bazı Kamu Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlar ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı

Yrd. Doç. Dr. SEVİNÇ YARAŞIR,  Vergi Afları ve Türkiye’deki Vergi Aflarının Değerlendirilmesi

Yrd. Doç. Dr. Fatih SAVAŞAN, Vergi Afları Teori ve Türkiye Uygulamaları Vergi Afları ve Türkiye’de Vergi Aflarının Değerlendirilmesi

Nihat EDİZDOĞAN, Erhan GÜMÜŞ

Yrd. Doç. Dr. Veli KARGI,  Türkiye’de Vergi Aflarının Vergi Geleceğine Etkisi