KDV’den istisna olan teslim ve hizmetlerde tevkifat söz konusu olmaz... Fatura düzenleme ve amortisman ayırma sınırı 2017 yılı için 900-TL'dir ... İndirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade taleplerinde iade konusu yapılamayacak kısım 2017 yılı için 21.400-TL.dir ... Gelir Vergisinden istisna kıdem tazminatı tavanı 01.01.2017-30.06.2017 döneminde 4.426,16-TL.dir ... Hizmet süresi ne olursa olsun 18 yaşından küçük 50 yaşından büyük işçilerin yıllık izin hakları 20 gündür...
TMS/TFRS   |   SPK Mevzuatı   |   Vergi Mevzuatı   |   SGK Mevzuatı 
Varlık Barışı – Muhasebe Kayıtları ve Bir Mantık Hatası
Ali Kürşat Erbaş
06.09.2013

Yasa koyucu iradesini net olarak ortaya koydu: Varlıklılarla barışmaya kararlıyız! Yalnız bu defa sadece cihanda sulh ilkesini esas almış görünüyor, zira yurt içi varlıklar kapsam dahiline alınmadı.

Yurtdışında 15 Nisan 2013 tarihi itibariyle sahibi olduğunuz para, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlarınız varsa ve bu varlıklarınızı 31 Ekim 2013 tarihine kadar bankalara veya aracı kurumlara bildirilir ya da vergi dairelerine beyan ederseniz, ödeyeceğiniz cüz’i bir vergi ile hem bu varlıklara ilişkin vergi incelemesi olasılığını ortadan kaldıracaksınız hem de mükellefiyetinizle ilgili diğer işlemler nedeniyle yapılacak bir vergi incelemesinde, 01.01.2013 dönemine kadar tespit edilecek matrah farklarına karşı bildirilen varlığın değeri kadar şahsınızı veya şirketinizi sigortalatmış olacaksınız.

Konu hakkında yazılmış makale ve köşe yazıları var. Burada tekrara girmeden muhasebe kayıtları üzerinde durmak istiyorum. Varlık barışı hakkında ayrıntılı bilgi dilerseniz, bu makaleye göz atmanızda fayda var. 

Gelir Vergisi Kanununun geçici 85’nci maddesine göre varlık barışı süreci şu şekilde sıralanabilir:

- Varlığın Bildirimi ve Beyanı
- Verginin Tarh ve Tahakkuku
- Tarh Edilen Verginin Ödenmesi
- Varlığın Kayıtlara İntikali

     Aslında banka veya aracı kurumlara başvurmanız halinde varlığın bildirimi, verginin tarhı ve ödeme aynı anda gerçekleşmiş olmakta. Yurtdışı varlık bildiriminde bulunmak üzere, herhangi bir banka veya aracı kurum şubesine gittiğinizde, size matbu bir form verilecek. Söz konusu formda, gerçek veya tüzel kişi mükellefiyetinize ilişkin bilgileri yazdıktan sonra bildirimde bulunmak istediğiniz varlıklar için ilgili alanları dolduracaksınız. Formun arka yüzünde ise bildirilen varlıkların toplam tutarları ve bu tutar üzerinden tarh edilecek vergi banka veya aracı kurum tarafından hesaplanacak. Hesaplanan vergiyi banka veya aracı kurum şubesine yatıracaksınız.  

Gelelim muhasebe kayıtlarının nasıl yapılması gerektiğine;

Öncelikle, bildirim ve beyanın rayiç bedel üzerinden yapılması gerekmektedir. Rayiç bedel döviz cinsinden varlıklar için bildirim tarihindeki Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden hesaplanan tutar olacaktır. Diğer varlıklar için ise, bildirim tarihi itibarıyla söz konusu varlığın sahiplerince belirlenen alım satım bedelidir. “Sahiplerince belirlenen” ifadesinin alabildiğine özgürlük olarak algılanmaması gerekmekte olup, bu bedelin gerçek durumu yansıtması gerekmektedir. Bu noktada belki özellikle taşınmazların değer tespitinde bir sıkıntı yaşanabilir, diğer varlıkların ise hemen hepsinin aktif borsaları bulunmakta.

Örneğin, Çolak A.Ş.’nin kanuni temsilcisi Bahadır Bey’in varlık barışından faydalanmak üzere, 20.08.2013 tarihinde ABC bankası Ataköy Şubesine başvurarak, yurtdışında bulunan 3 milyon Amerikan Doları ve 20 kg altın bildiriminde bulunduğunu varsayalım. Bu bildirime istinaden muhasebe kayıtları şu şekilde olacaktır: (Merkez Bankası gösterge kurları 15:30 itibariyle ilan edildiğinden banka şubesi muhtemelen bir gün önceki kurları esas alacaktır. 19.08.2013 tarihli MB döviz alış kuru 1 USD= 1,9468 TL. İAB 20.08.2013 tarihli gram altın fiyatı= 85,51 TL )  

------------------------- 20/08/2013 ---------------------
770 Genel Yönetim Giderleri                                       151.012,00                   
            360 Ödenecek Vergi ve Fonlar[1]                                       151.012,00
Varlık barışı kapsamında bildirimde bulunulan varlıkların
rayiç bedeli üzerinden verginin tarhı
------------------------- 20/08/2013 ---------------------
950 Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler[2]               151.012,00
            951 Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler                                   151.012,00
Varlık barışı kapsamında tarh olan vergi
------------------------- 20/08/2013 ---------------------
360 Ödenecek Vergi ve Fonlar                                   151.012,00
            102 Bankalar                                                                      151.012,00
Varlık barışı kapsamında tarh olan verginin ödenmesi
------------------------- 20/08/2013 ---------------------
960 Yurtdışından Getirilecek Varlıklar[3]                 7.550.600,00
            961 Yurtdışından Getirilecek Varlıklar                                    7.550.600,00
----------------------------------------------------------------

Taşınmaz dışındaki diğer varlıkların bildirim veya beyanın yapıldığı tarihi takip eden ay sonuna kadar Türkiye'ye getirilmesi veya Türkiye'deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi ve kayıtlara intikal ettirilmesi zorunludur. Örneğimizde, varlıkların Türkiye’ye transfer edilmesi ve defter kayıtlarına intikal ettirilmesi için son tarih 30 Eylül 2013’tür. Varlıkların 16 Eylül’de transfer edildiği varsayımı altında bu işleme ilişkin yevmiye kaydı:   

------------------------- 16/09/2013 ---------------------
102 Bankalar                                                    5.840.400,00
118 Diğer Menkul Kıymetler                                1.710.200,00
            525 Varlık Barışı Fon Hesabı[4]                                          7.550.600,00
Yurtdışından getirilen döviz ve altının ilgili hesaplara intikali
------------------------- 16/09/2013 ---------------------
961 Yurtdışından Getirilecek Varlıklar                  7.550.600,00
            960 Yurtdışından Getirilecek Varlıklar                                     7.550.600,00
----------------------------------------------------------------

Gelir Vergisi Kanununun geçici 85’nci maddesi kapsamında düzenlenen varlık barışının 5811 sayılı Kanun ile getirilen varlık barışından farkı, bildirim ve beyanda bulunulan varlıkların kayıtlara intikal ettirilmesinden sonra sermayeye ilave edilmesi zorunluluğunun bulunmamasıdır. Dolayısıyla, bir önceki uygulamada varlıklar beyan edilip vergisi ödendiği ve kayıtlara intikal ettirildiği halde, altı ay içerisinde sermaye ilavesi ve sermaye artırımının Ticaret Sicil Gazetesinde ilanının sehven unutulması nedeniyle yaşanılan mağduriyetler bu kez yaşanmayacaktır.

Yukarıdaki açıklamalara ilave olarak, örneğimizde şayet taşınmaz bildiriminde bulunmuş olsaydık, Çolak A.Ş. aktifine kaydedeceği bu taşınmaz nedeniyle amortisman ayıramayacak ve ileriki tarihlerde satılması halinde satışından doğacak zararı kurum kazancından mahsup edemeyecekti.

Bir diğer önemli husus ise, bildirim veya beyanda bulunulan varlıklara 15 Nisan 2013 tarihinden önce yurt dışında sahip olunduğunun kanaat verici bir belge ile ispat edilmesi gerekmektedir. Bu nokta çok önemli, zira bildirim veya beyan sırasında kimse sizden bu belgeyi talep etmez. Beyan da bulunup verginizi ödemiş olursunuz. Ancak daha sonra olası bir vergi incelemesi sırasında inceleme elemanının bu belgeyi talep edeceğinden kuşkunuz olmasın. Eğer elinizde bildirimde bulunduğunuz varlıklara yurt dışında 15 Nisan 2013 tarihinden önce sahip olduğunuza ilişkin banka dekontu, döviz alım belgesi, hesap ekstresi, noter kanalıyla düzenlenmiş sözleşme, senet gibi belgeler bulunmuyorsa, varlık barışı hükümlerinden faydalanmanız söz konusu olmayacağı için ödemiş olduğunuz vergi ile kalırsınız.     

Son olarak, kanun hükmündeki ve tebliğdeki bir mantık hatasından bahsetmek istiyorum. Geçici 85’nci maddede varlık barışı kapsamında fona alınan tutarların işletmenin tasfiyesi halinde vergilendirilmeyeceği hükmüne yer verilmiş, tebliğde ise ilave olarak devir ve bölünme hallerinde de vergilendirilmeyeceği belirtilmiştir.

Hükmün mefhum-u muhalifinden fona alınan bu tutarların sermayeye ilave, tasfiye, devir ve bölünme haricindeki tasarruflarda vergilendirileceği anlamı çıkmaktadır. Bu noktada “ne vergisi, neyin vergisi?” sorusu akıllara gelmekte.

Gelir/kurumlar vergisi kazanç üzerinden alınır. Bilanço esasına göre ticari kazanç, öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki olumlu farktır. Bu farkın hesaplanması esnasında, dönem içerisinde işletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir; işletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.

Kanun maddesinde fona alınan tutarın sermayenin cüz’i olarak kabul edileceği ifadesine boşuna yer verilmemiştir. Bu tutar sermaye yedeğidir, kâr yedeği değildir. Burada, örneğin Kurumlar Vergisi Kanununun 5/1-e maddesinde yer alan düzenlemeyle kıyaslama yapmak mümkün değildir. Varlık barışı kapsamında bildirimde bulunularak fon hesabına alınan bu tutarların dönem içerisinde işletmeye ilave olunan değer olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

Bu nedenle, geçici 85’nci maddede geçen bu ifade hukuka aykırıdır ve yok hükmündedir. Bana göre doğru ifade, “işletmenin tasfiyesi, devir ve bölünme halleri 5’nci fıkra hükmünden yararlanmaya engel teşkil etmez”, olmalıdır.



[1] Vergi hesaplaması şu şekilde olacaktır: Yurt dışından getirilecek varlıkların toplam rayiç bedeli= (3.000.000 USD x 1,9468) + (20.000gr x 85,51) => 7.550.600.-TL.  Ödenecek vergi: 7.550.600 x 0,02 = 151.012.-TL

[2] Ödeyeceğiniz bu vergi hiçbir suretle gider yazılamayacak ve başka bir vergiden mahsup edilemeyecektir. Dolayısıyla, kanunen kabul edilmeyen gider olarak hesaplarda takip edilmesi gerekmektedir. Konumuzla ilgisi olmamasına rağmen, kanunen kabul edilmeyen giderlerin 689 no’lu hesapta takip edilmesine bir türlü anlam veremediğimi belirtmek istiyorum. Vergi kanunlarının matrahtan indirimini kabul etmediği bir gider işletme için neden olağandışı bir gider olarak değerlendirilsin? Örneğin, bir inşaat şirketinin müşterilerini bulunduğu yerden helikopterle alarak projelerinin tanıtımını yapmak üzere aktifinde bir helikopter bulunabilir. Bu helikoptere ilişkin amortisman, yakıt vb giderler açık olarak bir faaliyet gideridir.  Bu giderleri olağandışı gider olarak değerlendirmek mümkün değildir. İşletmenin faaliyet giderini olağandışı gider olarak kayıtlarda göstermek hatalı raporlamaya neden olacaktır. Bu durumda işletmenin mali analizi de hatalı sonuçlar verecektir. KKEG beyanname üzerinde yapılması gereken bir düzeltme işlemidir. İşletmenin mali tablolarını hiçbir şekilde etkilememelidir. Bu nedenle KKEG’in izlenebileceği en uygun hesap nazım hesaplardır.

[3] Bildirimde bulunulan varlıklar takip eden ay sonuna kadar Türkiye'ye getirilecek veya açılacak bir hesaba transfer edilecek ve kayıtlara intikal ettirilecektir. Kayıtlara intikal ise Tebliğe göre bildirim ve beyan tarihi itibariyle belirlenen rayiç bedel üzerinden yapılacaktır. Şayet varlık bildirim tarihinden sonra transfer edilecekse bildirim tarihindeki rayiç bedelin nazım hesaplarda takip edilmesinde fayda vardır. 

[4] Madde hükmünde bildirimde bulunulan ve yasal defterlere kaydedilen varlıklar için pasifte özel bir fon hesabı açılacağı ve bu hesabın sermayenin cüz’ü olarak değerlendirileceği belirtilmiştir. 549 no’lu hesap kâr yedeği hesabıdır dolayısıyla bu hesapta muhasebeleştirmek teknik olarak çok doğru olmayacaktır. Sermaye yedekleri grubunda boş olan bir hesap kullanılarak ya da 529 no’lu hesap altında muhasebeleştirmek madde lafzına daha uygun olacaktır. Bu örnekte ben boş olan 525 no’lu hesabı kullanmayı tercih ettim.