KDV’den istisna olan teslim ve hizmetlerde tevkifat söz konusu olmaz... Fatura düzenleme ve amortisman ayırma sınırı 2017 yılı için 900-TL'dir ... İndirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade taleplerinde iade konusu yapılamayacak kısım 2017 yılı için 21.400-TL.dir ... Gelir Vergisinden istisna kıdem tazminatı tavanı 01.01.2017-30.06.2017 döneminde 4.426,16-TL.dir ... Hizmet süresi ne olursa olsun 18 yaşından küçük 50 yaşından büyük işçilerin yıllık izin hakları 20 gündür...
TMS/TFRS   |   SPK Mevzuatı   |   Vergi Mevzuatı   |   SGK Mevzuatı 
Vergi Usul Kanunu mu Güçlü Yoksa Türk Ticaret Kanunu mu?
SMMM İsmail Tekbaş
27.02.2014

Giriş   

İnsan kalemine küser mi? Bilinmez, ama kalemi elime almayalı uzun zaman oldu. Hâlbuki ne de çok severdim yazı aralarına sıkıştırılan devrik ve absürt cümleleri. Neyse, konuyu çok uzatmadan yıllar sonra karşılaştığımız dosta merhaba deyip yazımızın konusuna geçelim.

Yazımızın konusu  “Maddi Duran Varlıklarda Yeniden Değerleme İşlemi”. Aslında çok tartışılan bir konu bu… Bir taraftan uzun yıllar önce alınmış “Maddi Duran Varlıklar”ın gerçek değerinin çok altında, şirket bilançolarında gösterilmek zorunda kalınırken; diğer taraftan güçlü bir bilanço yapısına sahip olmak isteyen şirketler, “Maddi Duran Varlıklar”ının nasıl güncel değerleri ile kayıt altına alabilecekleri konusunda çözüm aramaktadırlar.   

İşte bu noktada farklı uygulamalar nedeni ile sık sık karşı karşıya gelen Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu yine bir kez daha karşı karşıya gelmektedir.

Yazımızda yeniden değerleme işleminin nasıl yapılacağından veya muhasebe kayıtlarının nasıl olduğundan daha çok,  Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu açısından Maddi Duran Varlıklarının değerlemesinin mümkün olup olmadığından bahsedeceğiz. 

Öncelikle şunu söyleyelim; Vergi Usul Kanunu’na göre yeniden değerleme işlemi yoktur. 5024 sayılı Kanun’la getirilen ve VUK’un mükerrer 298′inci maddesinde yer alan enflasyon düzeltmesi işlemi ile yeniden değerleme müessesesi kaldırılmıştır. VUK’un mükerrer 298′inci maddesinde yer alan şartlara haiz işletmeler, enflasyon düzeltmesi haricinde başka bir değerleme işlemi yapamayacaklardır.1

Konu ile ilgili mukteza başvurularında da Gelir İdaresi Başkanlığı’nın görüşü aynıdır. (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 19.08.2011 ve 1358 Sayılı özelge)  

Ancak idare Asliye Ticaret Mahkemesi veya gayrimenkul değerleme şirketlerince değerleri yeniden tespit edilen Maddi Duran Varlıkların ortaya çıkan farkların bilanço dipnotlarında sadece bilgi amaçlı gösterilebilineceğini belirtmiştir.

Şimdi konuyu Türk Ticaret Kanunu açısından inceleyelim. Şirket varlıklarına ilişkin değerleme ilkeleri 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 78 ile 80’inci maddeleri uyarınca düzenlenmiştir:

Madde 79 : “Duran ve dönen varlıklar Türkiye Muhasebe Standartları uyarınca bu standartlarda gösterilen ölçülere göre değerlenir. Borçlar ve diğer kalemler için de aynı standartlar uygulanır.

Madde 80 : “Değerlemede uygulanacak değerlerin belirlenmesi, tanımları, kapsamları, uygulanacak kalemlerin gösterilmesi ve değişiklikler Türkiye Muhasebe Standartlarına tabidir.”

Sonuç itibariyle Türk Ticaret Kanununa istinaden Maddi Duran Varlıklar, Türkiye Muhasebe Standartlarının 16. Maddesine (KGK TMS/TFRS 2013 Seti Güncel Hali) istinaden yeniden değerlemeye tabi tutulabilir. Türk Ticaret Kanununa göre esas olan “Gerçeğe uygun değer” yöntemidir.

Ancak Türkiye Muhasebe Standartlarını “Bağımsız Denetime Tâbi Şirketler” uygulayabilir. Bağımsız denetime tâbi olacak şirketler de “2012/4213 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı” ile belirlenmiştir.

Şimdi hepimizin aklında oluşan o önemli soru; “Bağımsız denetime tâbi değiliz, ancak Maddi Duran Varlıklarımızı yeniden değerlemeye tabi tutmak istiyoruz veya “Maddi Duran Varlıkları” yeniden değerlemeye tâbi tuttuk ve daha da ileri giderek yeniden değerlemeden aldığımız güç ile değerleme sonrası oluşan 522 Hesaptaki “Maddi Duran Varlıklar Yeniden Değerleme Artışları”nı sermayeye ilave ettik. İncelemede bir ceza ile karşılaşır mıyız?”

Aslında bu sorunun cevabı başka bir yazının konusu oluşturacak kadar uzun. Ancak size bu konu ile ilgili kısa bilgiler verebiliriz.

- Gelir İdaresi Başkanlığının vermiş olduğu (19.08.2011 ve 1358 Sayılı) özelgeye de istinaden önceliğiniz Maddi Duran Varlıklarının değerleme işlemlerini kayıtlar yerine bilanço dipnotlarında göstermeniz olmalıdır. Bu, Vergi Usul Kanunu açısından daha doğru bir karar olacaktır.

- Maddi Duran Varlıklarınızı yeniden değerlemeye tabi tuttuğunuzu ve değerleme ile ilgili kayıtları defterinize yansıttığınızı varsayalım. Bu gibi durumda idare size, Gelir Vergisi Kanununun 38’inci maddesine (Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır,) istinaden bu tutarın vergiye konu olacağını belirteceklerdir. Diğer taraftan Vergi Usul Kanununa göre var olmayan bir konu nasıl olur da matrah konusu oluşturur, orası da ayrı bir konudur.

- Kesinlikle yeniden değerlenmiş tutarlar üzerinden ayırdığınız amortismanı gider olarak yazmayınız. Amortisman için yine V.U.K. hükümlerini uygulayınız. Aksi halde inceleme aşamasında ciddi cezayi müeyyidelerle karşı karşıya kalabilirsiniz.

- Yeniden değerleme sonrası ortaya çıkan değerleme farklarını sermayeye ilave etmeniz durumunda yine kanunlardaki farklı uygulamalar nedeniyle hukuki açıdan ciddi sıkıntılar yaşayabilirsiniz. Bu durumdan “Yönetim Kurulu” varsa denetçiniz ve olumlu raporu hazırlayan YMM ve SMMM’de sorumludur.

Sonuç

Bizce konunun kanunlar açısından çok sosyal yönü daha önemlidir. Uzun yıllar önce satın alınan Maddi Duran Varlıkların günümüzde küçük bir tutar ile bilançoda gözükmesi, şirketleri hem kurumsallık açısından, hem de finans kurumları karşısında zor durumda bırakmaktadır.

Diğer taraftan bağımsız denetime tâbi şirketlerin bu uygulamadan faydalandığı halde, bağımsız denetime tâbi olmayan şirketlerin faydalanamaması, arada haksız rekabet doğmasına neden olmaktadır. Uluslararası muhasebe standartlarının Türkiye’de uygulanabilirliği açısında sık sık karşı karşıya gelen ve meslektaşlarımızı iki ayrı yol ayrımında bırakan Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanunu, bu uygulamada da farklılık  içermektedir.

Bir tarafta 64’üncü maddesinde (01.07.2012 tarih ve  6335/8 değişmeden önceki hali) “Muhasebe Vergi Usul Kanunu’na ve vergi mevzuatına göre tutulmaz,” deyip, gerçeğe uygun değer, şeffaflık ve dürüstlük ilkelerini savunan bir muhasebe sistemi anlayışını benimseyen Türk Ticaret Kanunu, diğer taraftan öncelikli ilkesi vergi matrahlarının aşındırılmaması gerekliliğini savunan bir muhasebe sistemini benimseyen Vergi Usul Kanunu…

Sizce hangisi güçlü, Vergi Usul Kanunu mu, yoksa Türk Ticaret Kanunu mu? Bizce bunu ilerleyen zaman gösterecektir.

Hoşça kalın…  

Gaziantep SMMMO Meslek İçi Eğitim ve Mevzuat Komisyonu Üyesi
SMMM İsmail TEKBAŞ

 1) http://www.erdem-erdem.com/articles/sirketlerde-sermayeye-eklenebilecek-fonlar-ve-duran-varliklarin-yeniden-degerlemesi, Ağustos 2012

Etiketler : Maddi Duran Varlıklar