KDV’den istisna olan teslim ve hizmetlerde tevkifat söz konusu olmaz... Fatura düzenleme ve amortisman ayırma sınırı 2017 yılı için 900-TL'dir ... İndirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade taleplerinde iade konusu yapılamayacak kısım 2017 yılı için 21.400-TL.dir ... Gelir Vergisinden istisna kıdem tazminatı tavanı 01.07.2017-31.12.2017 döneminde 4.732,48-TL.dir ... Hizmet süresi ne olursa olsun 18 yaşından küçük 50 yaşından büyük işçilerin yıllık izin hakları 20 gündür...
TMS/TFRS   |   SPK Mevzuatı   |   Vergi Mevzuatı   |   SGK Mevzuatı 
Yeniden Varlık Barışı...
YMM Gökhan Menemencioğlu
05.06.2013


Hatırlanacağı üzere, 2008 yılında uygulamaya giren 5811 sayılı “Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun” veya bilinen adıyla “Varlık Barışı Kanunu” ile yurt içinde ve yurt dışında bulunan varlıkların bildirimi ile kayıt altına alınması amaçlanmıştı.  

Bu defa, sadece konuya özel münferit bir Kanun yerine, 29 Mayıs 2013 tarihli ve 28661 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6486 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen Geçici 85. madde ile daha önceki uygulamaya paralel ancak, beklentilerin aksine sadece yurt dışındaki varlıkların bildirimine ilişkin düzenlemeyle, Varlık Barışı ile yeniden karşı karşıyayız.

Makalemizde, yeni düzenlemenin ayrıntılarına değinilerek dikkat edilmesi gereken hususlar vurgulanacak ve eski düzenlemeyle farklarına değinilecektir.

1. Kimler yaralanabilir?

Madde hükmünden, Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 85. maddesindeki koşulları yerine getiren tüm gerçek veya tüzel kişiler istifade edebilecek.

Ayrıca, 1 Seri No.lu Yurt Dışındaki Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ uyarınca, şirketlerin kanuni temsilcileri, ortakları veya şirket veya şirketin ortakları adına Geçici 85. madde kapsamına giren varlıkları, 15 Nisan 2013 tarihinden önce yetkili kuruluşlarca düzenlenen bir vekalet veya temsil sözleşmesine istinaden tasarruf etmeye yetkili olanların, bu tarih itibarıyla sahip oldukları ve yurt dışında bulunan varlıklarının, şirket adına bildirim veya beyana konu edilerek Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi halinde, bu varlıklara ilişkin olarak şirketin madde hükümlerinden yararlanabilmesi de mümkündür.

Şirket veya şirket ortaklarına ait olduğu halde yukarıda belirtilenler dışındaki kişilerce tasarruf edilen varlıkların madde hükümleri çerçevesinde şirket adına bildirim veya beyana konu edilebilmesi ve Geçici 85. maddenin beşinci fıkrası hükmünden yararlanılarak, bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaması için, bildirim veya beyan dışındaki nedenlerle inceleme veya takdir komisyonu kararına istinaden yapılacak tarhiyatlar esnasında söz konusu varlıkların şirket veya şirket ortaklarına ait olduğunun izah edilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalar gerçek kişilerin yurt dışında başkaları adına görünen varlıkları için de geçerlidir.

2. Bildirimin kapsamına hangi varlıklar giriyor?

15 Nisan 2013 tarihi itibarıyla sahip olunan ve yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile varlığı kanaat verici bir belgeyle ispat edilen taşınmazlar, bildirim veya beyana konu edilebilir.

Bildirildiği veya beyan edildiği halde, 15 Nisan 2013 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğu kanaat verici belge ile tevsik edilemeyen para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar dolayısıyla veya bildirim veya beyanın yapıldığı tarihi takip eden ay sonuna kadar Türkiye’ye getirilmeyen veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmeyen para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları dolayısıyla GVK Geçici 85. maddenin beşinci fıkrası hükmünden (mahsup imkanından) yararlanılamaz.

GVK Geçici 85. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca kanaat verici belge; Devlet tarafından veya Devlet güvencesinde tutulan kayıt ve siciller (tapu kayıtları, diğer siciller ve yasal yükümlülükler nedeniyle verilen beyannameler) banka, banker, aracı kurumlar ve benzeri mali kurumlar ile posta idaresi, noter gibi kurum ve kuruluşların kayıt ve belgeleri, Vergi Usul Kanunu’nun İkinci Kitabının Üçüncü Kısmında yer alan belgeler ve muadili belgeler ile bilgi değişiminde bulunulan yabancı ülkelerde yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik ya da konsoloslukları, yoksa ilgili ülkenin Türk menfaatini koruyan aynı nitelikteki temsilcileri tarafından tasdik olunan belgeler olarak ifade edilmiştir.

Belirtilen kayıt ve belgelerle gerçek veya tüzel kişilerce sahip olunan varlıklar arasında illiyet bağının kurulması ve 15 Nisan 2013 tarihi itibarıyla taşınmazların yurt dışındaki varlığının, diğer varlıkların ise yurt dışında bulunduğunun ispatı zorunludur.

1 Seri No.lu Yurt Dışındaki Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliği uyarınca; maddenin yürürlüğe girdiği 29 Mayıs 2013 tarihinden sonra, bildirim veya beyandan önce Türkiye’ye getirilen ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılan bir hesaba transfer edilen varlıklara ilişkin olarak maddede öngörülen sürede bildirim veya beyanda bulunulması ve diğer şartların da yerine getirilmesi kaydıyla madde hükümlerinden yararlanılabilecektir. Bu durumda, varlıkların bildirim veya beyan tarihindeki değerleri esas alınacaktır.

Ayrıca, 15 Nisan 2013 tarihi itibarıyla madde kapsamına giren varlıkların, bu tarihten 31 Temmuz 2013 tarihine kadar (BKK ile 31 Ekim 2013 tarihine kadar), yine kapsama giren başka tür varlıklara dönüşmesi halinde, en son varlığın bildirim veya beyana konu edilerek Türkiye’ye transfer edilmesi mümkündür.

Örneğin; Çolak A.Ş. yönetim kurulu başkanı Bahadır Bey, yurtdışında elde ettiği ancak Türkiye’ye getirmediği birikimi ile Londra Richmond’da 10.04.2010 tarihinde aldığı malikanelerinden birini 20.06.2013 tarihinde 10 milyon sterlin karşılığında satmış ve bedelini adına açtırdığı hesaba 10.07.2013 tarihinde transfer etmiştir. 30.07.2013 tarihinde ise Çolak A.Ş. adına 5 milyon sterlin, kendi adına ise 5 milyon sterlin tutarında olmak üzere vergi dairesine ayrı ayrı beyanda bulunmuştur.

Bahadır Bey ile gayrimenkulün illiyet bağını kuran kanaat verici vesikaların geçerli olduğu varsayımı altında, 15 Nisan 2013 tarihi itibarıyla sahip olunan ve yurt dışında bulunan gayrimenkulün, Kanun maddesinin yürürlüğe girdiği 29 Mayıs 2013 tarihinden sonra satılarak satış bedelinin Türkiye’ye transfer edilmesi ve 31 Temmuz 2013 tarihine kadar (BKK ile 31 Ekim 2013 tarihine kadar) beyanda bulunularak, beyan tarihi itibariyle Merkez Bankası alış kuru üzerinden hesaplanan beyan tutarının %2’si olarak tarh eden vergiyi 2013 Ağustos ayı sonuna kadar tamamını ödemesi durumunda, madde hükümlerinin getirdiği avantajlardan hem kendi adına hem de Çolak A.Ş. adına (yasal defterlere kayıt edilmesi şartıyla) faydalanacaktır.

3. Bildirim ne şekilde yapılacak?

15 Nisan 2013 tarihi itibarıyla sahip olunan ve yurt dışında bulunan varlıkların, 31 Temmuz 2013 gününe kadar (BKK ile 31 Ekim 2013 tarihine kadar) Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle, bankalara veya Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca faaliyette bulunan aracı kurumlara bildirilmesi veya vergi dairelerine beyan edilmesi gerekiyor.

Rayiç bedel, söz konusu varlıkların sahiplerince bildirim veya beyan tarihi itibarıyla belirlenen alım-satım bedeli olup bu bedelin gerçek durumu yansıtması gerekmektedir.

Döviz ve döviz cinsinden varlıklarda, T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru dikkate alınarak Türk Lirası karşılığı bildirim ve beyana konu edilecektir.

Ayrıca, varlıklar 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükellefler tarafından beyan tarihini takip eden ay sonuna kadar kanuni defterlere kaydedilecek.

Yurt dışında bulunan söz konusu varlıkların şirket adına beyan edilmesi durumunda ilgili şirket; gerçek kişiler adına beyan edilmesi halinde ise bu gerçek kişilerin kendileri, maddenin sağladığı avantajlardan yararlanabileceğinden, şirket adına bildirim veya beyana konu edilen varlıkların anılan şirketin yasal kayıtlarına intikal ettirilmesi zorunludur.

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, madde hükümleri uyarınca kanuni defterlerine kaydettikleri bildirim konusu varlıklar için pasifte özel fon hesabı açacaklar. Bu fon hesabı, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamaz ancak işletmenin tasfiye edilmesi veya devir ve bölünme hallerinde ise vergilendirilmeyecek. Özel fon hesabının sermayeye ilave edilmesi hususunda ise herhangi bir süre belirlenmemiştir.

Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterecekler. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayacak.

Bildirilerek veya beyan edilerek yasal defter kayıtlarına intikal ettirilen taşınmazlar hakkında Vergi Usul Kanunu’nda yer alan amortismanlara ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.

Kayıtlara alınan bu varlıkların daha sonra elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gelirin veya kurum kazancının tespitinde gider veya indirim olarak da kabul edilmeyecektir.

Son önemli nokta, 29 Mayıs ve 31 Temmuz 2013 (BKK ile 31 Ekim 2013) tarihleri arasında birden fazla ek bildirim veya beyanda bulunulması mümkündür. Ayrıca, aynı ay içerisinde düzeltme de verilebilir. Ancak, bildirim ve beyan süresi sona erdikten sonra bildirim veya beyanlara ilişkin düzeltme yapılamaz. Ancak, beyan ve bildirim için son süre olarak belirlenen 31 Temmuz 2013 (BKK ile 31 Ekim 2013) tarihinden önce düzeltme yapılabilir.

4. Vergi nasıl hesaplanacak ve ne zaman ödenecek?

Vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %2 oranında vergi tarh edilecek ve tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenecek.

Ayrıca, ödenen bu vergi, hiçbir suretle gider yazılmayacak ve başka bir vergiden mahsup edilmeyecektir.

Tahakkuk eden verginin vadesinde ödenmemesi veya maddede yer alan diğer şartların yerine getirilememesi nedeniyle mahsup imkanından yararlanılmaması durumu, vergi aslının gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Kanun uyarınca takip ve tahsiline engel teşkil etmemektedir. Ayrıca, bildirim veya beyanlar nedeniyle tahsil edilen vergiler ret ve iade edilmeyecektir.

5. Varlıklarını beyan edenlere sunulan imkan ve avantajlar nelerdir?

a) Öncelikle, bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.

b) Bununla birlikte, diğer nedenlerle maddenin yürürlüğe girdiği 29 Mayıs 2013 tarihinden sonra başlayan ve 1 Ocak 2013 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri ile takdir komisyonu kararları uyarınca Gelir, Kurumlar ve KDV yönünden (diğer vergi türleri madde kapsamında değildir) tespit edilen matrah farkından, bu madde kapsamında beyan edilen tutarlar, bu tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi koşuluyla mahsup edilerek tarhiyat yapılacaktır.

01.01.2013 tarihinden önceki dönemlerle ilgili olarak maddenin yürürlük tarihi olan 29.05.2013 tarihinden önce başlayan vergi incelemeleri veya takdire sevk işlemleri ile 01.01.2013 tarihinden sonraki dönemlere ilişkin yapılacak vergi incelemeleri veya takdir işlemleri nedeniyle yapılacak tarhiyatlar açısından maddenin beşinci fıkrasında öngörülen mahsup hükmünün uygulanması mümkün değildir.

Vergi incelemeleri ile takdir komisyonu kararları uyarınca aynı fiilden kaynaklanan matrah farkı bulunması halinde, madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarlar bu matrah farkından mahsup edileceğinden, mahsup tutarı kadar gelir, kurumlar veya katma değer vergisi tarhiyatı önerilemeyecektir. Böylece, tespit edilen aynı fiilden doğan farklı vergi matrahlarının ayrı ayrı mahsubu yapılmayacaktır.

Diğer yandan, ayrı fiillerden kaynaklanan matrah farklarının bulunması halinde ise, madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarlar gelir, kurumlar veya katma değer vergisi yönünden bulunan her bir matrah farkından ayrı ayrı mahsup edilecektir. Bu mahsup esnasında, bildirilen veya beyan edilen tutarların bulunan matrah farkları toplamından küçük olması halinde, bu tutarın vergi türüne isabet eden matrah farkı ile oranlanması suretiyle mahsup işlemi gerçekleştirilecektir.

Ayrıca, 5811 sayılı Kanun’a paralel olarak, mahsup imkanı sadece matrah farklarından değil, indirimi reddedilen katma değer vergisi için de mümkün olacak. İndirimi reddedilen katma değer vergisine ilişkin mahsup edilecek matrah tutarı ise indirimi reddedilen vergiye esas teşkil eden bedeldir. İndirimi reddedilen vergiye ilişkin bedelin tespit edilememesi halinde mahsup edilecek matrah tutarı %18 KDV oranı dikkate alınarak hesaplanacaktır.

Örneğin; yapılan vergi incelemesi sonucu 2012 Haziran vergilendirme dönemi için sahte belge olduğu tespit edilen ve mükellef tarafından ilgili dönemde indirim konusu yapılan KDV hariç 100.000-TL tutarlı faturada hesaplanan 18.000-TL KDV’nin reddedilmesi sırasında, reddedilen KDV’ye esas teşkil eden 100.000-TL, mahsup edilecek matrah tutarı olarak dikkate alınacak ve mükellefin GVK Geçici 85. maddesi kapsamında beyan ettiği tutardan düşülecektir.

Beyan edilen tutarın, mahsup edilen vergiden fazla olması durumunda artan kısım, muhtemel izleyen tarhiyatlar için kullanılabilecektir. Beyan edilen tutarın, mahsup edilen vergiden az olması durumunda ise mahsup sonrası artan kısma isabet eden bedel üzerinden tarhiyat yapılacaktır.

Örneğin; beyan edilen tutarın 135.000-TL olması ve üzerinden hesaplanan %2 oranındaki 2.700-TL tutarındaki verginin zamanında ödendiğini, dolayısıyla mükellefin GVK Geçici 85. maddesi kapsamında beyanının geçerli olduğu durumda, reddedilen 18.000-TL KDV’ye esas teşkil eden 100.000-TL’nin,  beyan edilen 135.000-TL’den mahsubu sonrasında artan 35.000-TL, mükellefin kalan mahsup hakkı olarak dikkate alınacaktır.

Beyan edilen tutarın 70.000-TL olması durumunda ise, 18.000-TL KDV’ye esas teşkil eden 100.000-TL’nin tamamının mahsup imkanı olmaması nedeniyle, artan 30.000-TL üzerinden (30.000 x 0,18)=5.400-TL KDV tarhiyatı vergi ziyaı cezalı olarak gecikme faizi ile mükelleften aranılacaktır.

Bununla birlikte, geçmiş 5811 sayılı Varlık Barışı Kanunu’nda yapılan düzenlemelere paralel olarak; haksız iadeden kaynaklanan tarhiyatlar ve Gelir, Kurumlar ve KDV dışındaki vergilere yönelik yapılacak inceleme ve tarhiyatlar ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları mahsup uygulaması kapsamında değerlendirilmeyecektir.

c) Tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların;

i) Kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumlara ilişkin iştirak hisselerinin satışından doğan kazançları,
ii) Kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumlardan elde ettikleri iştirak kazançları,
iii) Yurt dışında bulunan iş yeri ve daimi temsilcileri aracılığıyla elde ettikleri ticari kazançları,

31 Ekim 2013 tarihine kadar elde edilenler de dahil olmak üzere, maddenin yürürlüğe girdiği 29 Mayıs 2013 tarihinden itibaren 31 Aralık 2013 tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmesi kaydıyla gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır.

Tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumların tasfiyesinden doğan kazançları, 31 Aralık 2013 tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmiş olması kaydıyla gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.

6. Sayılan avantajlardan faydalanmak için bildirim yeterli mi?

Yukarıda örnekleriyle açıklamaya çalıştığımız bu avantajlardan istifade edebilmek için, buraya kadar yer verdiğimiz ve yerine getirilmesi mutlaka gerekli şartlara bir bakalım;

a) Bildirim veya beyana konu varlığın;

- 15 Nisan 2013 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğunun ve
- Yurt dışında sahip olunduğunun,

Kanaat verici belge ile ispat edilmesi gerekmektedir. (İspat yükümlülüğü beyan sahibine aittir.)

b) Varlığın, bildirim veya beyanın yapıldığı tarihi takip eden ay sonuna kadar Türkiye’ye getirilmesi veya transfer edilmesi gerekmektedir.

c) Mahsup imkanından yararlanılabilmesi için, bildirilen veya beyan edilen tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi şarttır. (Tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar.)

7. Yeni ve eski varlık barışının farkları nelerdir?

a) 13.11.2008 tarihli ve 5811 sayılı Kanun (eski varlık barışı), hem yurt içinde hem yurt dışında bulunan varlıkların beyan ve bildirimini kapsıyorken, 21.05.2013 tarihli 6486 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen Geçici 85. madde (yeni varlık barışı) doğrultusunda yapılacak beyan ve bildirimin kapsamı sadece yurt dışındaki varlıklar ile sınırlı tutulmuştur.

b) Beyan veya bildirim konusu olan yurt dışındaki varlıkların, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükellefler tarafından kanuni defterlere kaydedilmesi hususu, eski düzenlemede ihtiyari iken (5811 sayılı Kanun Madde 3/1) yeni düzenlemede zorunludur (GVK Geçici Madde 85/2). 1 Seri No.lu 5811 sayılı Kanuna İlişkin Genel Tebliğ ile zorunlu hale getirilen düzenleme yeni ihdas edilen madde hükmünde net olarak ifade edilmiştir.

c) 5811 sayılı Kanun (eski varlık barışı) uyarınca beyan veya bildirim tutarlarından tespit edilen matrah ve vergi farklarının mahsup işlemi sadece vergi incelemesine yetkili olanlar (VUK Madde 135) tarafından ve vergi inceleme raporları düzenlerken yapılabilmekteydi.

GVK Geçici 85. Madde (yeni varlık barışı) uyarınca yapılacak beyan veya bildirim tutarlarından tespit edilen matrah ve vergi farklarının mahsup işlemi ise vergi inceleme raporunun yanında, takdir komisyonu kararı uyarınca vergi daireleri tarafından yapılacak tarhiyat sırasında da yapılabilecek.

Böylece, mahsup imkanı bulanan bir vergilendirme döneminin matrahının takdir edilmesi için, inceleme elemanları tarafından takdir komisyonuna sevk edilen mükelleflerin, takdir komisyonlarının mahsup yetkisi olmamasından dolayı, komisyon kararı uyarınca tespit edilen matrah farklarının mükelleflerin mahsup hakları bulunmasına karşın mahsup edilememesi nedeniyle ortaya çıkan haksız durum önlemiştir.

8. Sonuç

Öncelikle belirtmek gerekir ki, 21.05.2013 tarihli 6486 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen Geçici 85. madde (yeni varlık barışı) doğrultusunda yapılacak beyan ve bildirimin kapsamının sadece yurt dışındaki varlıklar ile sınırlı tutulması ile mevcut vergi ve SGK borçlarını yeniden yapılandıracak bir düzenleme içermemesi mükellefler nezdinde hayal kırıklığı yaratmıştır.

Bununla beraber, düzenlemenin uluslararası ve yerel ekonomik duruma uygun olması ve zamanlamasındaki isabetin yanında, önceki varlık barışı uygulamasında var olan bazı eksikliklerin de giderildiğini görmekteyiz.

Geçmiş 5811 sayılı Varlık Barışı Kanunu, bildirimini tam ve zamanında yaparak tarh eden vergisini zamanında ödemesine rağmen, esasa etki etmeyecek ve Kanun’un amacının yerine getirilmiş olmasına engel olmayan bazı hususların (süresinde sermayeye eklememe, banka dekontlarındaki yanlışlık ve eksiklikler, kayıt nizamına uyulmaması, varlık ile mükellef arasında illiyet bağının kurulamaması gibi…) mükellefler tarafından Kanun’da belirtildiği şekilde yerine getirilmemesi veya yerine getirilenlerin inceleme elemanları nazarında geçerli sayılmaması durumları, mükelleflerin mahsup haklarının ellerinden alınmasına neden olmuş ve eski Kanun bu yönüyle çok tartışılmıştı.

Geçici maddeyle getirilen yeni uygulamada da bu durumların yaşanacağından şüphemiz olmamasına rağmen, düzenlemenin ülkemiz adına olumlu neticelenmesini ve katılımın beklenen tahminler doğrultusunda olmasını umuyoruz.

Gökhan MENEMENCİOĞLU
       Vergi Müfettişi