KDV’den istisna olan teslim ve hizmetlerde tevkifat söz konusu olmaz... Fatura düzenleme ve amortisman ayırma sınırı 2017 yılı için 900-TL'dir ... İndirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade taleplerinde iade konusu yapılamayacak kısım 2017 yılı için 21.400-TL.dir ... Gelir Vergisinden istisna kıdem tazminatı tavanı 01.07.2017-31.12.2017 döneminde 4.732,48-TL.dir ... Hizmet süresi ne olursa olsun 18 yaşından küçük 50 yaşından büyük işçilerin yıllık izin hakları 20 gündür...
TMS/TFRS   |   SPK Mevzuatı   |   Vergi Mevzuatı   |   SGK Mevzuatı 
İlk Çağlarda Muhasebe Uygulamaları
09.10.2014

Giriş

Muhasebe, iktisadi faaliyetlere ve günlük ihtiyaçlara cevap vermek amacıyla kendiliğinden doğmuştur. Muhasebenin ilk nerede, ne zaman, ne şekilde ortaya çıktığı tam ve kesin olarak bilinmemektedir. Ancak, insanlığın varoluş tarihi kadar eski olduğu düşünülmektedir. Bir diğer ifadeyle bütün yönetim bilim ve teknik uygulamaların en eskisi olduğu kabul edilmektedir Plunkett’e göre muhasebe, mesleklerin en eskisidir.

Muhasebe biliminin doğuş ve gelişim sürecinde çok çeşitli faktörlerin etkisi olduğunu söylemek mümkündür. Günümüzde muhasebe bilimi çok geniş bir coğrafyaya yayılmıştır..Farklı coğrafi alanlara yayılan muhasebe uygulamalarının ülkeden ülkeye farklılık göstermesine rağmen aynı amaca hizmet etmektedir. Gelişen ekonomik yapı, teknolojik gereksinmeler, doğrultusunda muhasebe artık sadece bir kayıt tutma düzeninden ayrılarak daha farklı alanlarda da ilerleme kaydettiğini söylemek mümkündür.

Nitekim Alfred Isaac “Muhasebe Nazariyesi” adlı eserinde şöyle ifade etmektedir; “Eski zamanlarda muhasebe, defter tutmakla bir tutuluyordu, hâlbuki bugünkü iktisatta defter tutma usulündeki kayıtlardan başka bir takım kayıtlarda peyda olmuş ve muhasebe mensubu gittikçe genişlemiştir.

İlk Çağda Muhasebe Sistemi

İlkel bir kayıt tutma düzeni olarak muhasebenin geçmişinin M.Ö. 3000-4000 yıllarına kadar dayandığı görülmektedir. Sümer, Babil, Mısır, Eski Yunan ve Roma Uygarlıklarından günümüze kadar gelen belgeler muhasebenin bu ülkelerde kayıt tutma düzeni olarak kullanıldığını ve de ilgi çekici uygulamaların var olduğunu göstermektedir.

Şüphesiz ki, o dönemlerdeki muhasebe uygulamaları günümüzde kullanmış olduğumuz çift taraflı kayıt sisteminden ve belirli muhasebe kurallarından oldukça uzaktır. Bu uygulamalar, uygarlıkların yaşadığı yerin ekonomik yapısına bağlı olarak birbirinden farklılık arz etmekdedir. Ancak bir bilim dalı olarak muhasebenin doğuşu açısından önemli olduğunu söylemek mümkündür. Nitekim bu dönemlerde muhasebeyle ilgili olarak ilginç örneklere rastlamak da mümkündür.

Buna tipik bir örnek olarak, Sümer uygarlığına ait kil tabletler üzerine yazılan kadın işçilerin kumaş dokuma işlemine ilişkin kayıtları gösterilebilir. Bu kayıtlarda işçinin adı, ay, dokumasında kendisine verilen yünün ağırlığı, işçinin dokuduğu kumaş miktarıyla ilgili olan bilgilere rastlanmaktadır. Kayıtlarda fire uygulamalarına, işçilerin yedikleri yemeklere dair kayıtlarda yer almaktadır. Stiegler, bu uygulamayı bugünkü deyimiyle basit bir kar-zarar hesabına benzetmektedir.

M.Ö 2500 yıllarında VI sülale döneminde muhasebede planlamanın da başka bir deyişle bütçenin izlerine rastlanmaktadır. Ekonomik yaşamın planlama ile yürütülmesinin amaçlandığı gözlenmektedir. Muhasebe tarihçileri Eski Mısırda kuyu açan işçiler için hazırlanan gıda normları tablosunu bunlara örnek göstermektedir.

Kuyu açanlara verilecek tahıl miktarı;    
Çalışanlar
Çalışan Sayısı
Çeşit 1
Çeşit 2
Ustabaşı
1
2
5,5
Kayıtçı (Muhasebeci)
1
2
5,5
İşçi (Ücretli)
17
1,5
4
Köle
2
0,5
1,5
Bekçi (Muafız)
1
1,25
3,25
Hizmetçi Kadın
1
1,5
1,5
Kapıcı   
1
0,5
1,5
Doktor
1
0,25
0

İşin güçlüğüne göre çeşit 1 ve çeşit 2 uygulanacaktır. Bu aylık bütçenin hazırlanmasından muhasebeci sorumlu tutulacaktır. Ay sonunda kayıtçıdan uygulama sonuçları alınır ve değerlendirilir. İstenmeyen farklardan kayıtçının sorumlu tutulduğu ve cezalandırıldığı ileri sürülmektedir. Desete başı denilen ustabaşının görevi yapılan işin gidişatını denetlemek ve sonuçları raporlamaktır.

Bu eski çağın ilginç örneklerinden biriside M.Ö. 3400 yıllarında Eski Mısır’da I. ve II. Sülale zamanlarında papirüsler üzerine yapılan kayıtlardır. Papirüsler üzerine yapılan kayıtlarda ekmek gibi günlük ihtiyaçların miktarını izlemek, sınıflandırmak, denetimini yapmak amacıyla bir takım bilgilere rastlanmıştır. Nitekim bu dönemdeki depo hesabı ilkel muhasebenin en belirgin örnekleri arasında yer almaktadır.

Eski Mısır’da iş ve kayıt düzeni (M.Ö. 3000)

Nitekim Mısır uygarlığına ait ilginç örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bu dönemdeki diğer bir gelişme Eski Mısır uygarlığında rastlanan kasa defteridir. Yazı ortamı olarak yine papirüsün kullanıldığı bu defterlerde tahsilatların tarihi, açıklama ve tutar hanesine yer veren bir sütuna; ödemelerin ise, başka bir sütunda kayıt edildiği ay sonlarında ise her sütunun ayrı ayrı olarak toplandığı ve ticari işlemin sonuçlarının gözlendiği görülmektedir.

İlkçağ uygarlıklarından ticaretin en gelişmiş olduğu Babil uygarlığında muhasebeye ilişkin bir takım yasal düzenlemelerin olduğunu söylemek mümkündür. M.Ö. 2200-2250 yılları arasında yazıldığı sanılan Hammurabi kanunlarında kil levhalar üzerine muhasebeye ilişkin çeşitli hükümler yer aldığı, tüccarların bağımsız muhasebe tutmaları gerektiği, paranın belge alınmadan verilmesinin hükümsüz olduğu, tapınaklardaki kayıtların devlet muhasebesi niteliğinde olduğu ifade edilir. Muhasebede tutulan kayıtların davalarda ispat edici unsur olarak da yer aldığı belirtilmektedir.

İlkçağlardaki muhasebeye ilişkin ilk bulguların sadece Eski Mısır ve de Babil ile sınırlı olmadığı mukaddes kitaplarda da kimi örneklere rastlanıldığı görülmektedir. Nitekim Tevrat’ta; “kiminle ticari alış veriş yaparsan yap, daima alıp verdiğini say ve değerlendir ve ne verirsen, ne alırsan mutlaka yaz’’ ifadesi bu düşünceyi desteklemektedir. (Özyürek, 2009:12)

Muhasebe tarihine ilişkin diğer ilk çağ uygarlıkları da Eski Yunan şehir devletleridir. Eski Mısırlıların daha çok devlet ile ilgili kayıt tutma düzenini Fenikelilerin denizaşırı seferleri aracılığıyla aktarmış olduğu Eski Yunan uygarlığında geliştirilen muhasebe, devlet muhasebesinin ilk örnekleri arasında gösterilmektedir. Eski Yunan uygarlığında kayıt tutma düzeninin gelişmesinde etkili olan diğer bir olayda Atina’da bankerlerin ortaya çıkmasıdır. Bugünkü bankacılık sisteminin ilkel uygulamaları olarak görülen bankerlik faaliyeti oldukça gelişmiş bir kayıt tutma tekniğine sahiptir. Nitekim o dönemde bugünkü çekleri anımsatan belgelerin yer aldığını da söylemek mümkündür.

Eski Roma uygarlığında da iyi düzenlenmiş muhasebe uygulamalarının izine rastlamak mümkündür. Romalı bankerlerin muhasebe tekniğini geliştirerek iki kolonu bulunan gerçek kasa defterleri tuttukları ifade edilmektedir. Roma’da kayıt tekniğindeki ilerlemiş duruma paralel olarak kullanılmış olan defteri kebir, matlup, zimmet defteri ve defteri kebire aktarılan hesaplar, müsvette defteri ve bir çeşit yevmiye defteri gibi ifadelerin olması Romalıların hatta Yunanlıların bile çift yanlı borç alacak ilişkisinin nasıl çalıştığını bildikleri ifade edilmektedir. Şüphesiz kayıt tekniği olarak çağına göre gelişmiş olmakla beraber sistem olarak bütünlük arz etmemesinden dolayı bu tekniği “çift taraflı kayıt tutma’’ tekniğine benzetmek yanlış tespit olur.