KDV’den istisna olan teslim ve hizmetlerde tevkifat söz konusu olmaz... Fatura düzenleme ve amortisman ayırma sınırı 2017 yılı için 900-TL'dir ... İndirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade taleplerinde iade konusu yapılamayacak kısım 2017 yılı için 21.400-TL.dir ... Gelir Vergisinden istisna kıdem tazminatı tavanı 01.07.2017-31.12.2017 döneminde 4.732,48-TL.dir ... Hizmet süresi ne olursa olsun 18 yaşından küçük 50 yaşından büyük işçilerin yıllık izin hakları 20 gündür...
TMS/TFRS   |   SPK Mevzuatı   |   Vergi Mevzuatı   |   SGK Mevzuatı 
Muhasebe | Vergi |  SGK |  Denetim |  Meslek Mevzuatı |  TTK |  TMS/TFRS |  Borçlar Kanunu |  Hepsi
İyi Günler, bir müşterimiz tam mükellef olan bir firmanın yurt dışından bir ihaleyi alması için aracılık yapmış ve Türkiye'de tam mükellef olan bu firmaya KDV'li faturasını kesmiş gelirini tahsil etmiştir. Yine bu işe ilişkin, yurt dışında merkezleri Güney Afrika ve İngiltere'de bulunan iki ayrı firmaya 10.000 dolar komisyon ödemiş ve bu komisyonları için faturaları almıştır. Yurt dışına ödediğimiz bu paralar için 2 nolu KDV beyanı yanında muhtasar beyanname ile stopaj ödemesi söz konusu mudur? Söz konusu ise stopaj oranları ve hesaplanması nasıl olmalıdır?

Değerli üyemiz,

Katma değer vergisi kapsamında en çok tartışılan konular arasında, “yapılan hizmetin KDV’nin konusuna girip girmeyeceği”, “hizmet ithali” ve “hizmet ihracı” hususları yer almaktadır.

Bir mal teslimi veya hizmet ifasının KDV’nin konusuna girebilmesi için, KDV Kanunu’nun 1'inci maddesine göre, işlemlerin Türkiye’de yapılması gerekmektedir. İşlemlerin Türkiye’de yapılmasından maksat ise anılan Kanun'un 6’ncı maddesinde;

a) Malların teslim anında Türkiye'de bulunması,

b) Hizmetin Türkiye'de yapılması veya hizmetten Türkiye'de faydalanılması olarak açıklanmıştır.

Hizmetten Türkiye'de faydalanılmasından kasıt, ifa edilen hizmetin müşterinin Türkiye'deki faaliyetleriyle ilgili olmasıdır.

Kanun'un 6’ncı maddesinin (b) bendinin değişmeden önceki halinde “değerlendirme” kavramı yer almaktaydı. Değerlendirme kavramının anlamı şudur; “Hizmet Türkiye dışında yapılmış ancak, hizmetin bedeli Türkiye'de ödenmişse değerlendirme Türkiye'de yapılmış sayılarak ifa edilen hizmet vergilendirilecektir. Ayrıca, hizmet Türkiye dışında ifa edilmiş ve hizmetin bedeli Türkiye dışında ödenmiş olmasına rağmen hizmetin bedeli Türkiye'de ödeyenin hesabına intikal ettirilmiş yani Türkiye'de ödeyenin hesaplarına gider kaydedilmişse yine hizmet Türkiye'de değerlendirilmiş sayılarak vergiye tabi tutulacaktır.”

Ancak, anılan maddenin değişiklikten sonraki haliyle, ödemenin Türkiye'de yapılmış olup olmamasının ya da ödeme yapanın giderlerine intikal ettirilip ettirilmemesinin herhangi bir önemi bulunmamaktadır.

60 No’lu KDV Sirkülerinde, KDV Kanunu'nun 1 ve 6 ncı maddelerine göre, yurt dışında ifa edilip yine yurtdışında yararlanılan hizmetlerin KDV'nin konusuna girmeyeceği belirtilmiştir.

Örneğin, Türkiye'deki bir mükellefin;

- Yurt dışında düzenlenen bir fuara Türkiye'den katılan firmalara yurt dışında verdiği stant kurulumu, montajı, lojistik vb. hizmetlerin,

- Türkiye'deki başka bir firmanın personelini yurt dışına götürmek suretiyle aynı sektörde faaliyette bulunan yabancı firmalarla tanıştırma, bilgilendirme, eğitim şeklinde yurt dışında verdiği danışmanlık hizmetinin,

Türkiye'de ifa edilmediğinden veya bu hizmetlerden Türkiye'de faydalanılmadığından KDV'nin konusuna girmeyeceği açıklanmıştır.

Buna göre, şirketinizin yurt dışında açılmış olan, örneğin bir yapım işi ihalesine, Türkiye’de bulunan başka bir firmanın adına katılarak, söz konusu ihaleyi alabilmek için fiilen yurt dışında ifa etmiş olduğu aracılık hizmeti, müşteriniz olan firma hizmetten yine yurt dışında faydalanacağından, KDV’nin konusuna girmemektedir. Diğer bir ifadeyle, hem firmanız tarafından gerçekleştirilen hizmet ifası hem de müşterinizin bu hizmetten faydalanması yurt dışında gerçekleşmiş olduğundan, söz konusu aracılık hizmeti KDV’nin konusuna girmeyecektir.

Öte yandan, yurt dışında bulunan firmalardan şirketinizin yine yurt dışında almış olduğu danışmanlık ve aracılık hizmetinin de yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde hizmet ithali olarak değerlendirilmesi söz konusu değildir.

Bununla birlikte, aracılık hizmetinin ticari kazanç kapsamında bir faaliyet olması sebebiyle yurt dışındaki firmalara aracılık hizmetleri kapsamında yapılan ödemelerden Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 30’uncu maddesi çerçevesinde tevkifat yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

İyi çalışmalar dileriz,

MizanTürk ekibi