KDV’den istisna olan teslim ve hizmetlerde tevkifat söz konusu olmaz... Fatura düzenleme ve amortisman ayırma sınırı 2017 yılı için 900-TL'dir ... İndirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade taleplerinde iade konusu yapılamayacak kısım 2017 yılı için 21.400-TL.dir ... Gelir Vergisinden istisna kıdem tazminatı tavanı 01.07.2017-31.12.2017 döneminde 4.732,48-TL.dir ... Hizmet süresi ne olursa olsun 18 yaşından küçük 50 yaşından büyük işçilerin yıllık izin hakları 20 gündür...
TMS/TFRS   |   SPK Mevzuatı   |   Vergi Mevzuatı   |   SGK Mevzuatı 
Ödünç Mal Verilmesinde KDV’nin Durumu
SMMM, CRMA Ali İhsan Kayacı
12.05.2013

Ticari hayatta yeri gelince çetin, yeri gelince tatlı rekabetler olsa da beraber çalıştığımız, iş birliği yaptığımız, hatta rakip durumda bulunduğumuz esnaf/fabrika vb. olarak adlandırdığımız ticari işletmeler ile ödünç mal alıp-verme durumlarına şahit olmaktayız.

Ticari hayatın olağan akışı içinde firmaların bu tür alış veriş yapmaları hem kendileri açısından hem de diğer firmalar açısından olumlu birçok yönleri bulunduğu kuşkusuzdur.

Örneğin; küçük bir esnaf iseniz, size gelen bir müşterinin talep etmiş olduğu mal o an stokunuzda bulunmadığından, kapı komşusu esnafınızdan ödünç olarak alıp satışı gerçekleştirme imkânınız olmakla birlikte, bu şekilde müşterinin talebine cevap verebilmeniz mümkün olabilecektir.

Ya da üretim işletmesi iseniz, tarafınıza sipariş verilen malı zamanında yetiştirmek durumunda olduğunuzdan hammadde eksiğiniz var ise, başka firmadan geçici olarak hammadde tedarikinde bulunabilirsiniz.

Bu makalemizde, bahsi geçen ödünç mal alış veya verişinde Katma Değer Vergisinin durumunu ele alacağız.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesi, verginin konusunu teşkil eden işlemleri sıralamaktadır. Bu işlemler;

1) Ticari, sınaî, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler,

2) Her türlü mal ve hizmet ithalatı ve

3) Diğer faaliyetlerden doğan (posta, telgraf, şans oyunları, profesyonel sanatçıların veya futbolcuların yer aldığı organizasyonların düzenlenmesi vb.) teslim ve hizmetlerdir.

Buradan da anlaşılacağı üzere, KDV’nin doğması için ticari, sınaî, zirai ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılmalı ve bu çerçevede yapılan teslim ve hizmetleri kapsamalıdır. Peki, burada geçen “Teslim” ibaresi ile ne kastedildiğini inceleyelim.

Katma Değer Vergisi Kanununa Göre Teslim

Teslim, KDV Kanununun 2’nci maddesinde açıklandığı üzere;

1) Bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesidir. Bir malın alıcı veya onun adına hareket edenlerin gösterdiği yere veya kişilere tevdii teslim hükmündedir. Malın alıcıya veya onun adına hareket edenlere gönderilmesi halinde, malın nakliyesinin başlatılması veya nakliyeci veya sürücüye tevdi edilmesi de mal teslimidir.

2) Bir mal üzerindeki tasarruf hakkının iki veya daha fazla kimse tarafından zincirleme akit yapılmak suretiyle, malın bu arada el değiştirmeden doğrudan sonuncu kişiye devredilmesi halinde, aradaki safhaların her biri ayrı bir teslimdir.

3) Su, elektrik, gaz, ısıtma, soğutma ve benzeri şekillerdeki dağıtımlar da mal teslimidir.

4) Kap ve ambalajlar ile döküntü ve tali maddelerin geri verilmesinin mutat olduğu hallerde teslim bunlar dışında kalan maddeler itibariyle yapılmış sayılır. Bunların yerine aynı cins ve mahiyette kap ve ambalajlar ile döküntü tali maddelerin geri verilmesinde de aynı hüküm uygulanır.

5) Trampa iki ayrı teslim hükmündedir.

Teslim kısa ve öz tabiriyle, mal sahibinin veya vekilinin, mal üzerindeki tasarruf hakkını karşı tarafa devretmesidir. Fakat bu maddeyi KDV Kanununun 3’üncü maddesiyle birlikte değerlendirmek gerekmektedir. 

Teslim Sayılan Haller

KDV Kanununun 3’üncü maddesine göre teslim sayılan haller;

a) Vergiye tabi malların her ne suretle olursa olsun, vergiye tabi işlemler dışındaki amaçlarla işletmeden çekilmesi, vergiye tabi malların işletme personeline ücret, prim, ikramiye, hediye, teberru gibi namlarla verilmesi,

b) Vergiye tabi malların, üretilip teslimi vergiden istisna edilmiş olan mallar için her ne suretle olursa olsun kullanılması veya sarfı ve

c) Mülkiyeti muhafaza kaydıyla yapılan satışlarda zilyetliğin devridir.

KDV’nin konusuna giren işlemlerde görüldüğü üzere teslim söz konusu olup, teslimin ne olduğu ve teslim sayılan halleri saydık. Bu açıklamalar ışığında ödünç işlemini ele almak gerekmektedir.

Ödünç Bir Teslim midir?

1 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin 2’nci maddesinin (a) bendinin 1 no.lu fıkrasında açıklandığı üzere; “Teslim, mal üzerindeki tasarruf etme yani mülkiyet hakkının başkasına devredilmesi olduğundan bir malın ariyeten veya ödünç olarak verilmesi teslim sayılmayacaktır.” denilmektedir.

Görüldüğü üzere ödünç, bir teslim değildir. Teslim olmadığı için de KDV’nin konusuna girmemektedir. Fakat bu konuyla ilgili tavsiyelerim şu yönde olacaktır;

1) Ödünç olarak gönderilen emtialar için mutlaka irsaliye kesmeli ve irsaliyenin üzerine “Ödünç amaçlı gönderilmiş olup, fatura edilmeyecektir.” ibaresi düşülmesi gerekmektedir.

Ödünç malın iadesi durumunda da aynı şekilde irsaliye düzenlenmeli ve emtiayla gelen irsaliye üzerine “…/…/… tarih, ….…. no.lu irsaliye ile gelen ödünç malların iadesidir.” şeklinde ibare düşüldüğüne dikkat edilmelidir.

2) Ödünç mallar ile ilgili muhasebe kaydı ise; bedeli 0,01 Kuruş verip, miktar hareketini takip edebilmek amacıyla aşağıdaki şekilde yapılması mümkündür. Böylelikle denetime gelen inceleme elemanlarına, örneğin A Deposunun Envanterini verdiğimizde, A Deposunda bulunması gereken emtianın fiili miktarıyla kaydi miktarı tutarlı olacaktır.

-----------------------------------    /   -----------------------------------
153 Ticari Mallar                             0,01
       153.02 Ödünç Verilen Mallar
                  153 Ticari Mallar                            0,01
                         153.01 A Deposu Malları           
-----------------------------------    /   -----------------------------------

3) Ödünç emtia alış-verişi yaptığımız firma ile bir ödünç sözleşmesi yapıp, ödünç emtia alıp-verme işleminin ispatı olarak elimizde bulundurmamız gerekmektedir.

4) Ödünç verilen emtianın cinsi ve miktarı ne ise, aynı cins ve miktar iade edilmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak; ödünç olarak verilen emtialar için fatura düzenlenmesine gerek bulunmayıp, sadece irsaliye ile sevki yeterlidir. İki firma arasında sözleşme yapılması denetime gelen Müfettişlere durumun ispatı için bir dayanak olacak olup, muhasebe kaydının da yukarıda bahsi geçtiği gibi yapılmasını önermekteyim. Ödünç verilen emtiaların cinsi ve miktarı ne ise, iade alınırken de aynı cins ve miktarda olmasına da özen göstermeliyiz. Aksi takdirde ödünç işlemi olarak kabul edilmeyip, inceleme elemanları tarafından fatura talep edilebilecektir.