KDV’den istisna olan teslim ve hizmetlerde tevkifat söz konusu olmaz... Fatura düzenleme ve amortisman ayırma sınırı 2017 yılı için 900-TL'dir ... İndirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade taleplerinde iade konusu yapılamayacak kısım 2017 yılı için 21.400-TL.dir ... Gelir Vergisinden istisna kıdem tazminatı tavanı 01.01.2017-30.06.2017 döneminde 4.426,16-TL.dir ... Hizmet süresi ne olursa olsun 18 yaşından küçük 50 yaşından büyük işçilerin yıllık izin hakları 20 gündür...
TMS/TFRS   |   SPK Mevzuatı   |   Vergi Mevzuatı   |   SGK Mevzuatı 
Şirket Ortağına Faizsiz Borç Veremez
Ali Kürşat Erbaş
08.04.2013

Bilindiği üzere, 6102 sayılı (Yeni) Türk Ticaret Kanunu ile önce şirketin ortaklarına borç vermesi yasaklanmış, daha sonra bu hüküm esnetilerek şirketin ortaklarına borç para vermesi belirli kriterlere bağlanmıştır.

Buna göre, pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamayacaklardır.

Ortaklarından ayrı ve bağımsız bir kişiliğe sahip olan şirket tüzel kişiliğinin kaynaklarını borç verme adı altında ortaklarına kullandırması, ortaklara sağlanan bir finansman hizmeti olarak değerlendirilmelidir.

Şayet ortaklar şirketin kaynaklarını kullanmak yerine bankadan veya benzer kredi kuruluşlarından kredi almış olsalardı, bu kredi için belli miktarda faiz ve ayrıca BSMV ödemeleri gerekecekti. Bu nedenle, şirketlerin de farklı alanlarda değerlendirerek üzerinden kazanç elde edebilecekleri parayı ortaklarına faizsiz olarak kullandırması söz konusu olamayacak, bu gibi işlemlerde faiz hesaplanması gerekecektir. 

Bankalar, bankerler ve sigorta şirketleri dışındaki mükelleflerin 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu uyarınca BSMV mükellefi olma durumları bulunmadığından, borç verme dolayısıyla elde ettikleri faiz gelirleri üzerinden ayrıca KDVK 1/1nci maddesi gereğince KDV hesaplamaları gerekmektedir.

Bu konuda birkaç farklı yargı kararı olsa da Danıştay ve Maliye Bakanlığı genel olarak aynı doğrultuda karar ve görüşler vermektedir. (örneğin Danıştay 4. Dairesi’nin 24 Mayıs 2007 Tarih ve E.2006/542, K.2007/1741 sayılı; Dn. 9. D. 28.01.2004 Tarih ve E.2001/3767, K.2004/807 sayılı kararı) 

Şirketlerin ortaklarına kullandırdığı paralar aynı hesap döneminde tekrar şirkete dönmüşse, bu takdirde KDV açısından vergiyi doğuran olay borcun ödendiği tarih, tahsilat daha sonraki hesap dönemlerinde gerçekleşmişse, vergiyi doğuran olay ayrı ayrı her hesap döneminin sonu ve tahsilatın yapıldığı tarihler olarak belirlenecektir. Bir başka deyişle, her hesap dönemi sonunda kıst faiz getirisi hesaplanmak suretiyle, hesaplanan tutar üzerinden ayrıca KDV’nin hesaplanması gerekmektedir. 

Şirketlerin ortaklarına faizsiz olarak veya emsaline nazaran düşük faiz ile borç para kullandırması halinde ise KVK 13 üncü maddesi kapsamında “Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç”tan bahsedilecektir. Bilindiği üzere, ilişkili kişiler arasında ödünç para alınması ve verilmesi de söz konusu maddede düzenlenmiştir. 

Bu gibi durumların tespiti halinde emsal faiz oranı üzerinden faiz hesaplanması gerekmektedir. Emsal faizin ise, “emsal” kelimesinin içinde barındırdığı subjektiflikten dolayı, belki emsal fiyat kadar zor olmasa da tespiti kolay olmamaktadır.

Her ne kadar, anılan maddede emsal bedel veya fiyatların tespitinde hangi yöntemin kullanılacağı konusunda 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 267 nci maddesindeki gibi bir “sıralamaya uyma” zorunluluğu getirilmemiş olsa da, emsallere uygun fiyat veya bedele ulaşmak için yapılacak emsal araştırması öncelikle iç emsallere yönelik olacak, işletme içinden emsal teşkil edecek bir fiyat veya bedelin bulunmaması ya da bulunan fiyat veya bedelin güvenilir olmaması halinde ise dış emsallere gidilecektir.  

Faaliyet konusu finans kurumları gibi kredi verme olmayan işletmeler için bu gibi durumlarda iç emsal bulmak hemen hemen olanaksızdır. Ancak, işletme aynı dönemlerde banka kredisi kullanmış ise, bu kredi için uygulanan faiz oranı “karşılaştırılabilir fiyat yöntemi”ne göre iç emsal olarak kullanılabilecektir.

Dış emsal olarak kullanılabilecek faiz oranı ise, borç verilen tarihte bankalar tarafından uygulanan orta veya uzun vadeli ticari kredi faiz oranı olabilecektir.

Ancak, her bankanın kendi yapısı ve rekabet koşulları gereği faiz oranı bankadan bankaya değişebildiği gibi, ticari kredilerde aynı bankanın uyguladığı faiz oranları, kredinin sermaye şirketine veya şahıs işletmesine verilip verilmediğine, kredi verilen işletmenin yapısına, kefalet ve teminat durumuna, vadesine ve benzeri değişkenlere göre farklı olabilmektedir.

Anlaşılacağı gibi, değişkenlerin fazlalığından dolayı hem emsal faizin, hem de emsal bedel veya fiyatın tamamen doğru bir şekilde tespit edilmesi hemen hemen imkansızdır.

Kaldı ki, maddenin lafzından da ruhundan da tamamen doğru bir fiyat veya bedelin oluşmasının beklendiği sonucu çıkarılmamaktadır. “uygun olması” ve “makul olması” ibarelerinden çıkarılabilecek anlam, emsal faiz oranının piyasada oluşan faiz oranlarına göre 1-2 puan düşük tespit edilmesinin eleştiriye konu edilmemesi gerektiğidir.

Zaten, yargı kararlarında da transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazançtan bahsedilebilmesi için uygulanan bedelin, emsaline nazaran “bariz” veya “göze çarpacak derecede” düşük veya yüksek olması ya da işlemin bedelsiz olarak yapılması gerektiği ifade edilmiş, dolayısıyla nispeten küçük farkların makul karşılanabileceği kabul edilmiştir. 

Emsal faiz oranının tespit edilmesi ile birlikte, kurumlar vergisi ve KDV matrahına eklenmesi gereken tutar ise âdatlandırma işlemi ile bulunacaktır. Âdatlandırma yapılırken, 131 ve 231 Ortaklardan Alacaklar hesaplarının borç ve alacak kısmına âdat hesaplanacak ve aradaki fark net âdat olacaktır.

Borçlu adat, ortaklara verilen paraların, ortaklar tarafından kullanım süreleri ile çarpılması ile alacaklı âdat ise ortaklar tarafından işletmeye ödenen kısımlarının, işletme tarafından kullanım süreleri ile çarpılması ile bulunacaktır.

Ortaklara borç para verilmesi hallerinde paranın verildiği günün kalan gün hesabında dikkate alınması, ortaklar tarafından işletmeye ödeme hallerinde ise ödeme yapılan günün kalan gün hesabında dikkate alınmaması gerekmektedir. 

Net âdatın bulunmasıyla beraber, ortakların şirkete ödemeleri gereken faiz miktarı ise aşağıdaki formülle hesaplanacaktır; 

Faiz Miktarı = Net âdat x Faiz oranı / 365 

Örneğin; Çolak A.Ş.nin 2012 yılı içerisinde ortağı Bahadır Bey’e borç verdiği ve kendisinden tahsil ettiği tutarlar aşağıdaki gibidir; 

 
Yevmiye
Kayıt
Tarihi
Borç Tutarı
(Ortaklara Verilen)
(1)
Alacak Tutarı
(Ortaklardan Alınan)
(2)
Kalan Gün
Sayısı
(3)
Borçlu
Âdat
(1x3)
Alacaklı
Âdat
(2x3)
01.01.2012
20.000
-
365
  7.300.000
-
15.02.2012
50.000
-
320
16.000.000
-
20.03.2012
-
30.000
286
-
 8.580.000
30.04.2012
70.000
-
246
17.220.000
-
10.06.2012
40.000
-
205
  8.200.000
-
15.09.2012
-
150.000
108
-
16.200.000
Toplam
180.000
180.000
 
48.720.000
24.780.000


Borçlu ve alacaklı kısımlara âdatlandırma yapıldıktan sonra net âdat hesaplanacaktır; 

Net âdat = 48.720.000 - 24.780.000 => 23.940.000 

Örneğimizi basitleştirmek açısından piyasada geçerli olan ortalama faiz oranının %15 olduğunu ve yıl içerisinde değişmediğini, emsal faiz oranının da bu şekilde tespit edildiğini varsayarsak faiz tutarı aşağıdaki gibi hesaplanacaktır; 

Faiz tutarı = (23.940.000 x 0,15) / 365 => 9.838,35.-TL 

Hesaplamalar doğrultusunda şirketin ortağı Bahadır Bey’den tahsil etmesi gereken faiz, dolayısıyla kurumlar vergisi ve KDV matrahına eklenmesi gereken tutar 9.838,35.-TL olacaktır. Bu tutar üzerinden %18 KDV hesaplanması ve 2012/Eylül dönemi beyannamesine dahil edilmesi gerekmektedir. 

Ayrıca, yine KVK’nun 13 üncü maddesine göre, örtülü olarak dağıtılan kazanç tutarı, örtülü kazanç dağıtılanın nezdinde hesap döneminin son günü itibariyle dağıtılmış kâr payı olarak kabul edilecektir.

Bu nedenle, dağıtılmış “net” kâr payı kabul edilen bu tutarın gerçek kişi ortak olan Bahadır Bey tarafından elde edilen kısmının brüte tamamlanması ve bu tutar üzerinden GVK’nın 94 üncü maddesinin 6/b bendine göre stopaj yapılması gerekmektedir; 

Brüt Tutar         =  9.838,35.-TL / 0,85

  = 11.574,53.-TL

Kâr payı tevkifatı = 11.574,53.-TL x %15
                       =   1.736,18.-TL